Mevlüt DİNÇ ( Merlin'inkazani.com ) Röportajı .

Tüm İKV oyuncularının ortak paylaşım alanı
Cevapla
Kullanıcı avatarı
HeadbangersBall
Sahaf Yardımcısı
Sahaf Yardımcısı
Mesajlar: 145
Kayıt: 03 Şub 2010 23:06
Sunucu: Beyaz Köşk
Klan: Lodos

Mevlüt DİNÇ ( Merlin'inkazani.com ) Röportajı .

Mesaj gönderen HeadbangersBall »

Türkiye�e yeni oyun geliştirme fikri bile bizi heyecanlandırıyorken, birden uzun zamandır hasretini çektiğimiz bu fikrin somut örneği karşımıza çıktı. Aslında o 7 aydır buradaydı, tam karşımızda ama at gözlüklü yaklaşımımız yüzünden hiç fark edemedik.. Oyun sektörünün devlerinden biri ayağımıza kadar gelmişti ve öylece bizim onunla ilgilenmemizi bekliyordu. Çünkü o Türkiye�e güzel şeyler yapmaya, eski çağı kapatıp, yeni bir çağ açmaya gelmişti. Biz de buna umarsız kalamazdık tabii.. Hemen bir randevu alıp ustanın yanına vardık. Daha sonrasında röportaja konu olan konuşmalar aramızda geçti. Ama ne konuşma.. Oyun geliştirme ve gerçek oyun sektörünün aldığı boyut, bu sektörün geleceği ve Türkiye�in bu sektördeki yeri.. hepsi bu konuşmada vardı. Ve bir şey daha vardı bu konuşmada; umut. Evet herkesin kriz kriz diye tutturduğu dönemde umut hiç olmadığı kadar parlak ve keskindi. Kim bilir belki de bu kar tanesinin sesi koca bir çığı hareketlendirebilir.. Gelin isterseniz bu sohbeti hep beraber yaşayalım.

Mev Dinc Röportajı �Tam Metin

Mer-B : Bahadır Karasulu (templeofarena.com)
Mer-M : Murat Oktay (merlininkazani.com)
MD : Mevlüt Dinç (Dinç İnteraktif)
Engin Cilasun (Dinç İnteraktif)

Mer-B : Okuyucularımıza kısaca Mevlüt Dinç� kendi ağzından tanıtmak istiyoruz. Mevlüt Dinç kimdir? Şu an hangi pozisyondadır?

MD : Şekil bazında değil de, hayatında mı? Güzel, önce Mevlüt Dinç kim? Mevlüt Dinç, MevDinc(MevDink).. Şimdi yıllardır Türkiye�e benim tanınmamış olmamın tek nedeni o. Mevdinc belki de dünyada bir tane olan bir isim. Tabii ki yıllar boyunca adamlara bir türlü Mevlüt dedirtemedik, ama şimdi aksine Mevlüt diyorlar. Türkiye�e dönme planları yaparken, Mevlüt diye ismimi açtım, sitede, oyunlarımda, röportajlarda, maillerimde onu kullanmaya başladım. Çok ilginç hiç kimse soruşturmadan direkt Mevlüt demeye başladı. Bu da şunu gösteriyor, işte beni yakından tanıdıkları, arkadaşlık (hissettikleri) için gibi. Çok ilginç Mevlüt diyemedikleri için başlangıçta Mev diye kısalttık. Dinç zaten diyemiyorlar, ��diyemedikleri için. O da Dink oldu, ilginç bir isimle (şekilde). Şimdi ben 21 yıl İngiltere�e kaldım. Çok uzun bir zaman, 17 yıl gibi bir zaman da oyun sektöründe aktif olarak çalıştım. Şu anda gerçekten Türkiye�e olmaktan çok memnunum. Ailem kesin dönüş yapmadı henüz. Onlar gelecek ay geliyor. Ama 7 aydır yerleştim sayılabilir. Ev bile aldım kendime. Artık Türkiye�eyim. 7 aydır bana sorulan �ptal mısın? Niye geldin?�soruları artık buradan giriyor, (kulaklarını göstererek) oradan çıkıyor, hiç ilgilendirmiyor beni. Ama yavaş yavaş dönüşümdeki samimiyetimi, bir misyonla geldiğimi ve gerçekten bunu yapmak istediğimi herkes anlamaya başladı. Bu da sevindirici, gerçekten Türkiye�e müthiş bir potansiyel var. Bu her zaman vardı. Yani sadece bu potansiyeli bir şekilde, yani ken
dimi de bir kıvılcım olarak görüyorum, o potansiyele elimden geldiğince yaklaşıp dokunmak istiyorum, hepsi bu, elimden geldiğince herkese yol göstermeye, yönlendirmeye, bu konuda Türkiye�i oyun geliştirme sektöründe nereye gidebilirsek oraya götürmeye çalışıyorum, bütün amacım bu, kesinlikle bunu tek başıma yapmam mümkün değil.

Mer-B : Zaten Türkiye�e sektör olarak görülmediği için onu bir kere sektör olarak göstermek lazım, Türkiye�e sektör yaratmak...

MD : Zaten sektörü kurduk. Bunda şüpheniz olmasın. Ben şu anda Intel ile nVidia gibi şirketlerle yakın ilişkileri devam ettiriyorum. Ve en önemlisi bu ilişkiler Türkiye�en devam ediyor. Ve onlar da biliyor bunu, o amaçla Türkiye�e oyun geliştirme sektörü var, şimdi bunun boyutu ne olur? Ciddiyeti ne olur? Onu zaman gösterecek tabii, ama şimdiye kadar edindiğim izlenime göre, ilk etapta müthiş bir ilgi var. Türkiye benle burada bir şeyler yapmak istiyor gibi bir çabaya girmedim, birkaç röportaj çıktı. Milliyette bir yazı çıktı. Gerisi ağızdan ağza(yayıldı), birkaçı ile yüz yüze tanıştım, daha çoğu ile maille tanıştım, bunu zaten daha fazlasıyla İngiltere�e de yaptım. Böyle Türkiye�e olduğum için Türkiye�eki gençlere yardım etmiyorum(ediyor değilim), bu benim yapımda var. Daha fazlasını da yapmaya hazırım...

Mer-M : İstediğiniz profesyonel kadroyu tamamı ile kendiniz oluşturuyorsunuz. Durumu nedir sizce?

MD : Durum nedir şu an? Şöyle söyleyeyim, kadro açısından kesinlikle sıkıntı yaşamayacağımıza inanıyorum. Şu anda ben gereken maddi desteği bulamadım ona çok üzüldüm, ama onun da yolunu açtık geçen hafta. Şu anda onun ne olduğunu söyleyemeyeceğim kusura bakmazsanız, büyük boyutta olmasa da büyük bir kuruluşun işbirliği ile güven kazandık. Başlangıç olarak çok güzel bir şey bizim için, en azından bir temel atmış olduk, gittikçe büyüyecek, eleman açısından müthiş bir ilgi ve potansiyel var. Ben hep biliyordum, zaten gelmeden birkaç yıl önce, hep haberleşiyordum. O kadar ciddi bir araştırma yapamadım ama, Türkiye çok genç ve dinamik bir nüfusa sahip, bu bir matematik kuralı, basit bir matematik kuralı uygularsak, burada en azından 5-10 tane oyun yapabilecek nitelikte insanların varlığını hesaplamak o kadar zor değil. Şimdiye kadar olmamasının nedenleri hiç önemli değil, madem bu kadar gençlerin potansiyeline şahit olduk, burada istenirse 20-30 kişilik ekipler kurulabilir.

Mer-B : Röportajlarınızdan bir tanesinde oyun oynamaktan hiç hoşlanmadığınızı okumuştuk, bunu bir sebebi var mı? Son zamanlarda çıkan oyunlardan ilginizi çeken var mı?

MD : Sen röportajların birinde okumuşsun. Ama bütün roportajlarımda da(vardır bu) (gülerek). İngiltere�e uzun bir zaman dergiler bana inanmadı bu konuda, biliyorsunuz benim gibi bazı insanlar bir şeyler atarlar ortaya ilgi çeksin diye, ama bunda samimi olduğumu daha sonra öğrendiler tabii inandılar da. Ya ben oyun yapmayı seviyorum. Yani belki ben oyun sektöründe çalışmaya başladığımda 28 yaşında olduğum için oyun oynayarak girmedim bu sektöre, onun için oyun oynamak hiçbir zaman bana bir şey vermedi. Belki müzik dinlemek, örneğin film seyretmek çok daha fazla zevk verici. Ama iyi oyuncular oyun oynarken ne kadar zevk alıyorsa, ben oyun yaparken en az o kadar zevk alıyorum, belki daha fazlasını, yoksa bu işi yapmam...

Mer-M : Aslında çok güzel bir yere geldik, pek çok insanın ben de dahil olmak üzere merak ettiği gibi, Mevlüt Dinç ne yapar? Oyun oynamıyor madem program mı yazar? Animasyon mu yapar?

MD : Ne yaparım? (Engin Cilasun� dönerek)

Engin Cilasun : Bizi yönlendirmek ilk başta, nasıl yönetilmemiz gerektiğini hesaplamak, artı eskiden gelen tecrübesi ile çok yardımcı oluyor bize, bazı şeylerin sağlanması için, son dakika optimizasyonu için özellikle çok fazla yardımcı oluyor. Şu an daha çok şirketle ilgilendiği için pek beraber olamıyoruz, ama sanırım ilerde olacak...

MD : Eskiden dediğimiz gibi o zaman motor filan yoktu. Oyunun hepsi her şeyiydi.

Mer-B : Tek diskete sığıyordu..

MD : Hepsini yapıyorduk tabii, tek başımıza, ama şimdi tam bir ekip çalışması(var). Ben uzun zamandır programlama yapmıyorum ve özlüyorum açıkçası. İngiltere�e belli bir aşamadan sonra hem şirketi yönetmek, hem büyük oyun tasarımlarını ortaya koymak ve(hem de) ekiple uğraşmak vs.(yani) hepsini bir arada götürmek zor olduğu sırada programcılıktan yavaş yavaş aktif olarak uzaklaşmak zorunda kaldım. Ama sadece yönetim değil, ben şu an Türkiye�e yeni bir oluşum içersinde olduğum için şirket çok daha fazla zamanımı alıyor. Ama ben kendimi ekibin bir parçası olarak sayıyorum ve öyle görüyorum. Özellikle elimden geldiğince şirketin yönetimi ile uğraşmak istemiyorum. Bu ekibin bir parçası olarak, ekiple temas içinde onlarla bütün zamanımı harcamak istiyorum, yapmak istediğim şey bu, uzmanlık alanım da bu, başka şeylerle vakit harcamak çok verimli olmaz zaten. Ama ben zaten yapmak istediğimiz projelerin ana hatlarını belirledim. Müthiş yaratıcı bir gücüm var ona inanıyorum. Onun zamanı geçmiyor zaten. Sanayi�i de(Sektörü de) o kadar yakından takip etmiyorum. Bazen çok bilinçli bir şekilde yapıyorum bunu, çünkü bu konumda olan insanların ortak fikirlere sahip olması çok kolay. Ben bir şey yapmak istediğim zaman, koskoca dünyada, böyle dinamik bir sektörde benim yapmak istediğim şeyleri, başkalarının da yapmak istemeleri veya yapıyor olmaları çok doğal. Bunun için de, çok yakın izlemeyerek kendim ne yapmak istiyorum, ona yüklenip, kendimi o alanda belirli bir yere getirdikten sonra, başkaları da ona yakın bir şey yapıyorsa, o zaman önemli değil, çünkü ben kendim yapmak istediğimi belirli bir aşamaya getirmişim. Zaten bir şeye başladığınız zaman �elki başkaları da yapıyordur�korkusuyla yaklaşıyorsanız başarılı olamazsınız. Yani ben yaptığım her şeyin, bir önceki şeyden daha iyi olacağına inanıyorum. Başkaları da yapıyorsa da, onlardan farklı olacağını, onlardan iyi(olacağını) demiyorum. Yani zaten o önemli benim için, şu ana kadar yaptığımız oyunlardaki kalite kendini gösteriyor, o açıdan bir sorunumuz yok. Önemli olan arada bir fark yaratmak. O ürünün bize ait olduğunu vurgulamak, ona da inancım sonsuz olduğu için rekabetten filan korkmuyorum. Ama bu ukalalık gibi gözükmesin, dediğim gibi, �endi yapmak istediğim şeyi yapmak�adına, yani başkalarından etkilenmeyeyim veyahut �aşkalarından etkilenmiş�denmesin. Ve ekibim zaten oyunun tamamını bilmiyor, hiçbir zaman ve oyun bitene kadar da bilmezler, o da çok doğru ve önemli...


Mer-B : Actor hakkında bize bir şeyler söyleyebilir misiniz? Konusu hakkında, şu anki gördüğümüzün dışında, ne var acaba?

MD : Actor şu anda gördüğünüz gibi bir teknoloji. İlerde yapabileceğimiz her türlü oyunlara altyapı oluşturabilecek, güçlü, güçlü olduğu kadar da esnek bir yapıya sahip bir teknoloji. Şu anda Actor�n Aktör olması bir tesadüf değildir. Çok iddialı bir projemiz var, proje üzerinde 3-4 yıldır düşünüyorum zaten. Ama şu anda oyun makineleri, konsolların, pc�erin geldiği yer, teknolojik donanım açısından benim yapmak istediğim şeylerin artık mümkün olduğuna inandığım için böyle bir projeye başladım, çok iddialı bir projeye, kısaca interaktif bir film yapmak istiyorum. Bu konuda bizim sanayide inanılmaz çabalar sarf edildi, bir sürü şeyler yapıldı. Ama tam anlamı ile bir interaktif film gerçekleştirilmedi. Ben onu yapmak istiyorum. Actor onun için var...

Mer-M : İnteraktif filmden kastınız, bu mpeg generator gibi, kişinin kendisinin yarattığı bir şey mi?

MD : Sadece şöyle düşünün, filmden kastımız, daha gerçekçi, görkemli olması. Şimdi teknoloji ile(sayesinde) bizim oyunlar ile filmler örtüşmeye başladı. Bir Matrix filmini oyun yapabiliriz. Şu anda Actor onu gösteriyor. Zaten onun için çok uygun, onun için herkes etkilendi. Bir yanı bu, öbür yanı, böyle bir ortamda tam etkileşim oyuncuya sağlanırsa bizim elimizdeki teknoloji ile oyuna verebileceğimiz derinlik ve esneklik, oyunları artık başka bir boyuta getirebilir. Bence, bundan da öte bir şey, Matrix� DVD�ye koyduğunuz zaman belki iki-üç tane değişik sonuçlandırılması filan koyulabiliyor araya o kadar. Ama biz real-time denilen şeyle uğraştığımız için, oyuncunun kapasitesine göre, başarısına göre, oyunun içerisinde bir sürü küçücük senaryolar oluşturabiliriz. Bir oyunu, bir oyuncu değişik kameralardan tekrar tekrar oynayabilir. Bir sürü yenilik olabilir. Onun için çok iddialı. Ama bunu başarabilmek için çok güzel bir senaryo, çok güzel bir ortam gerekir.

Mer-B : Actor�n yapay zeka olarak yapacağı şeyler ne? Oyuncunun atraksiyonuna karşı yapacağı ne? Aksiyon olarak ne gösterebilecek?

MD : Şimdi ben onu saklıyorum açıkçası, çünkü dediğim gibi bu konuda bir sürü çaba sarf edildi. Bu konuyu herkes biliyor, yani bu konuda başarı neredeyse sıfır.

Mer-B : Yani �ptal�olmayacaklar, başka oyunlarda koyuyorsunuz, gidiyor bir noktaya orada roaming(dolaşma,devriye yapma) yapıyor, dolanıyor, geri geliyor falan, bunun ötesinde kişiyle etkileşime girebiliyor mu?

MD : Teknolojimizin öbür yanı da inandırıcı olması. Gerçekçi demiyorum, dikkat edin, ben o kelimeyi pek kullanmam. Bizim sanayide zaten simülasyon demek gerçek değil demektir. Bunun için ben �nandırıcı olma�taraftarıyım. Önemli olan oyuncuyu inandırmak. Ondan daha güzel gerçekçilik olmaz bence, önemli olan oyuncuyu oyunu oynarken gerçekten öyle bir mekanda olduğunu, o mekandaki etkileşimi yaşadığını hissettirmek. Şimdi bizim teknoloji çok inandırıcı olduğu için, objelerin etkileşimi filan, gölgeler, her şey çok inandırıcı. Onun için senaryonun da, aksiyonun da o derecede olması lazım en az, yoksa olmaz, onun için zaten bizim sanayide bir iki adım geriye gitti son 5 yıldır. Bunun en büyük sebebi PlayStation�ur. Bunu ben samimi olarak söyleyebiliyorum. Sebebi şu, PlayStation diye bir makine ortaya çıktığı zaman, grafik açısından ne kadar güçlü olduğu, bilmem kaç bin tane poligon basabildiği vs. söylendi. Bu gerçekten özlediğimiz oyunların yok olmasına sebep oldu. Oynanabilirlikten ziyade görsel görkem ön plana geldi, şimdi yeniden bir dönüş var esas oyunlara...

Mer-B : Son model araba olup da hiçbir işe yaramaması gibi...

MD : Aynen onun gibi bir şey, ama oradaki denge çok önemli, teknoloji geliştikçe görsel boyutta gelişiyor, büyüyor, oyuncunun beklentisi o kadar artıyor.. Onu iyi bir oyunla birleştirmek kolay değil tabii, bizim de amacımız o, ikisini aynı seviyede götürmeye çalışıyoruz...







Mevlüt Dinç / Dinc Interaktif (PC)
Röportaj
Hazırlayan : Bahadır Karasulu / mektup@merlininkazani.com Yayınlanma Tarihi :
24.01.2002



b
THUMBTEXT
Türkiye�e yeni oyun geli?tirme fikri bile bizi heyecanlandyryyorken, birden uzun zamandyr hasretini çekti?imiz bu fikrin somut örne?i kar?ymyza çykty. Aslynda o 7 aydyr buradaydy, tam kar?ymyzda ama at gözlüklü yakla?ymymyz yüzünden hiç fark edemedik.
YORUMLAR
YAPIMCI
Dinc Interactive

YAYINCI
Dinc Interactive
Mer-M : Şimdi konsollara hazır değinmişken şöyle bir olay var. Konsol şu geçtiğimiz zamanın Commodore 64�, ya da bir Amiga�ı, o zaman hissettiğimiz neydi bizim, bir ruhtu, alabildiğiniz maksimum eğlenceydi. Pc�e geçtikten sonra, elimizde silahla oraya buraya koşturmaya başladık. Şimdi sizin yaratmaya çalıştığınız kafanızdaki Actor ile bunları geri getirmeyi planlıyor musunuz? Çünkü az evvel bahsettiğiniz Konsolda grafik olayı tarzı var PlayStation�a. Kötü ama,çok tutuldu.

Mer-B : Yani sizin komut vererek uyguladığınız oyunlardan mı daha çok zevk alıyorsunuz, yoksa grafiği de olsun, konusu da mı olsun? Siz mi hakim olursunuz oyuna, yoksa çok mu basit olsun?

MD : �asitlik�kelimesini tanımlayalım. Basit demek, oyunun kolay oynanması değil tabii, basit oyunun oyuncu tarafından kolayca algılanıp içine sindirilebilmesi demek, yani oyunun bir parçası olmak. Ben oyun oynamadığım için başka oyunları eleştirmek zor ama, ben oyuncuları oyun oynarken seyretmeyi seviyorum, oyuncuların oyun oynarken yaşadıklarını,ne hissettiklerini, nelerden etkilendiklerini, hoşlandıklarını vs. iyi algıladığımı düşünüyorum, yoksa iyi bir oyun yapamam, çünkü kendim oyun oynamıyorum. Quake tarzı oyunlarda elinize silah alıp düşmanları öldürmek ilk etapta basit gibi gözüküyor ama çok karışık bir olay, odadan odaya holden hole durmadan koşturup duruyorsunuz, çoğu zaman nereye gittiğinizi bilmiyorsunuz. Ama eskiden, yavaş yavaş oyunun içine giriyor, bir parçası oluyordunuz...

Mer-B : Şu an Online-Gaming var, onun hakkında ne düşünüyorsunuz? Yani çoklu oyuncuların bir anda bir dünyaya dalması...

MD : Quake tarzı oyunlar multiplayer olmazsa sıfır benim için. Kimse oynamaz onları, iki kere oynarsınız, bıkarsınız. Zaten Multiplay olduğu için belli bir yere geldi, yoksa bence onlar müthiş bir oyun değil, yani Idsoftware�n tekrar tek kişilik oyun yapma isteği oradan geliyor.

Mer-M : Return to the Castle of Wolfenstein...

MD : Tabii. Onlar da kabul ediyor, geri dönüp bir başlangıç yapacaklarını. Orada göreceksiniz tersine tek kişilik bir oyun yapmaya çalışacaklar.

Mer-B : Aslında büyük sıkıntıları vardı herhalde onun için Quake3� yaptılar, Trinity projesinden önce, aceleye geldi...

MD : Biraz ticari oldu tabii, sonuçta herkesin yapısı farklı, herkes istiyor o oyunu. Herkes Multiplay istiyor. Ortamı veriyorsunuz oyuncuya, 5-6-7 oyuncu ile gidin birbirinizi öldürün diyorsunuz. Bu zor bir iş değil yani açıkçası ama tekrar tek kişilik oyun tarzına dönmek istemeleri güzel bir şey. Orada bir sürü oyuncular bunu özlediler.

Mer-M : Az önceki konuşmanızda �ividimage� kapatıp buraya geldim�dediniz. Vivdimage tamamen kapandı mı, burada yeni bir oluşum mu var? Yoksa sadece taşındı mı?

MD : İlk etapta yeni bir oluşum var, Dinç İnteraktif adı altında. Ama Vividimage�n ismini kullanmaya devam edebiliriz. O şu anda kesin değil, zaten önemli de değil, ben Vividimage�an ziyade daha çok tanınıyorum. Onun için bir kayıp olarak görmüyorum onu, ama Vividimage�n bir belli yeri var, ismi var, onu devam ettirmek isteyebiliriz ama o konuda henüz kesin karar vermedim.

Mer-B : Peki şöyle bir sorum olacak yabancı ülkelerde oyun tasarımı/geliştirmesi yaptıran, lisans eğitimi veren üniversiteler var. Bunların Türkiye�e de olması gerekir mi? Olursa nasıl olacaktır?

MD : Bir defa üniversiteler yok, bir tane var. Yeni bir oluşum İrlanda�a Dublin Üniversitesinde başladı geçen sene, ondan önce yine İngiltere�e bir girişim oldu ama başarı ile sonuçlanmadı. Çünkü çok acele edilmişti. Özel kurslar önemli değil. Ama ilk defa bir üniversite ciddi anlamda, bir bölüm, bilgisayar oyunu geliştirme ve tasarımı adı altında bir bölüm kurdu. Ve tabii yeni olduğu için başarısı nedir,ne değildir? Bilmiyorum. Ama hep şunu savunur benim gibi insanlar, yani sanayiinin başından başlayıp hala ayakta kalabilmiş birkaç kişi, biz bu sanayiinin okulu olmadığına inanıyoruz. Zaten bilgisayar bölümünde programlamanın ana mantığı öğretilebiliyor size, BASIC olsun, Visual C olsun hiç fark etmez, sonuçta programlama dili bir programlama dili.. Bunun bir mantığı vardır. Önemli olan orada bizim sanayide çalışabilecek, yani çalışmak isteyen kişilerin kendi kendilerini yetiştirmeleri...


Mer-B : Peki zamanı gelince amatörlerin ne yapması gerekiyor? Amatörlerin de böyle bir düşüncesi var...

MD : Şimdi en büyük olay bizim sanayide nedir? Eskiden dediğim gibi bir kişi tek başına bütün olayı götürebiliyordu. Ben ilk başladığımda, maalesef ben grafikte sıfırdım, çizemiyordum bir türlü, onu da yapabilseydim, onu da yapardım. Oyunu tasarladım, programladım, sesini ben yaptım, her şeyini yaptım, bir arkadaş buldum, o da grafiklerini yaptı. Ama şimdi olay öyle değil, bir oyunu yapabilmek için en az 5-6 kişilik bir ekipten bahsediyorsunuz, en az 5-6 kişi. Birbirini destekleyebilecek, aynı seviyede, katkıda bulunabilecek bir ekipten bahsediyoruz. Nereden başlasınlar? Eskiden bir Amiga alıyordunuz veya spektrum alıyordunuz, oturuyordunuz başına, şimdi pc almak 1000-1500 dolar, eskiden programlama, kodlama örnekleri çoktu, ben oradan öğrendim. Şimdi onlar da yok, ama şimdi ne var, Internet var, gerçekten adam bedava oyun motoru yazmış, bütün source� ile her şeyi ile yayınlıyor. Bundan daha iyi okul olabilir mi? Şimdi oturup o motoru inceleyip kendi çapında geliştirsen, bu işi çözersen, okula gerek yok. Ben şuna inanıyorum, sektörün gençlerle irtibat içerisinde olması gerekiyor. Benim de Türkiye�e yapmak istediğim bu, bütün arkadaşlarla,s eminerler vermeyi planlıyorum. En güzeli, gelip bizim çalışmalarımızı yakından görmek, onlarla tecrübelerimizi paylaşmak. Onları yönlendirmeye çalışıyorum, işte şu anda bana mail atanlara,�erkes motor yazsa oyun yazacak adam kalmaz.�diyorum, böyle bir şey yok. Kimi iyi senaryo yazar, kimi iyi fikirler tasarlar, kimi grafiği iyi yapar. Bizim sektör artık aktörlerin bir arada çalışması gereken bir sektör haline geldi. Onun için bir sürü dalda kendilerini yetiştirebilirler, herkesin her şeyi yapabilmesi mümkün değil zaten, onun için bir Java bile öğrenmek inanılmaz önemli artık, online dediğiniz koskoca bir sanayi oluşuyor ve oluşacak, yani şu an başlarda, doğru dürüst bir oyun yok ortada onun için, ama işte Java dili ile çalışmak, kolay. O da, müthiş. Bu işe aklınız yatıyorsa, fikirleriniz varsa, çok güzel oyunlar üretebilirsiniz.

Mer-B : Bu Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu�un en son eklemeleriyle beraber, oyunlarda kopyalanmaya karşı bir güvence oluşturdular. Sizce bu kadar emek harcamanıza rağmen, kopya oyunun olması nasıl engellenebilir? Ya da siz kopya oyun hakkında ne düşünüyorsunuz?

MD : Valla işin başından beri bu sanayide olduğum için kopyalama probleminin hem direkt sıkıntılarını yaşadım, maddi sıkıntılarını, hem bu alandaki çabaları yakından izledim. Bazılarında direkt kendim de bulundum. Ama sonuçta şunu kabul etmek gerekir, her sanayide olduğu gibi bizim sanayide de kopyalama olacaktır. Bunu %100 önlemek mümkün değil, bunu yapmaya çalışmak da bence gereksiz bir çaba, çok kötü bir şey, bir insanın aylarını yıllarını verdiği bir şeyler. Üretip piyasaya sürüyorsun, sonra biri gelip o emeğinizi alıp çalıyor resmen ve yalnız cüzi bir fiyata satıyor. Orijinal fiyatında satsa dersin ki �a en azından değerinde satıyor� Adam 5 para etmez gibi satıyor. Ona da üzülüyor insan. Bu konuda bir sürü çabalar oldu ve olmaya devam ediyor. Ama sonuçta bunu tamamen engellemek mümkün değil. Sonuçta şuna da inanıyorum, çok güzel ürünler yaptığımız zaman o ürünleri orijinal halinde almak isteyen, almaya hazır olan yeterince insan var. Hepimizi maddi açıdan tatmin edecek nitelikteler. Yani çok başarılı oyunlar 1-2 milyon bile satabilir. Keşke hiç kopya olmasa da hepsi orijinal olarak satılsa ama, Türkiye�e çok daha büyük problem bu. Neden? Çünkü sektör yok. Ama ben şuna inanıyorum, sektör tamamen yerine oturduğu zaman, belli boyuta geldiği zaman, artık Türkiye�e gerçek oyuncular, oyuna zamanını belli bir kısmını adayan insanlar orjinalini de alacaktır. O imkan yok şu anda onun için...

Mer-B : Türkiye�in maddi kaynaklarından kaynaklanan bir şey var mı?

MD : Yok yok, şunu da söyleyeyim peşinen; İngiltere�e çok dediğim gibi çabalar harcandı bu konuda, yok oyunlar çok pahalı dediler, yarı fiyatına indirdiler, yine aynı kopyalama devam etti. Sonuçta bir kesim insan vardır toplumda, dünyanın her yerinde, para vermeden bir şeylere sahip olmak zevk mi diyelim, bir kazanç mı diyelim, bir başarı mı diyelim, ne dersek diyelim. Yani insanın böyle bir yapısı var maalesef onu yok etmek kolay bir iş değil. Ama güzel ürünler üreterek, piyasaya Türkiye�e emek verilip, dünya çapında rekabet edecek nitelikte oyunları sürersek eminim ki yeterince oyuncu gidip orijinalini alacaktır. Olduğu zaman da kopyalamada belirli bir düşme olacaktır...

Mer-M : Ben kişisel bir şey sormak istiyorum. Türkiye�e basından istediğiniz desteği alabildiniz mi?

MD : Aslında benle şu ana kadar ilgilenen bir iki arkadaştan(arkadaş açısından) �vet� Yeterince ve fazlasıyla destek aldım, bunlardan bir tanesi Alp Burak Beder ve bir tanesi de Milliyetten bir arkadaştı, o da Alp Burak�n yaptığı röportajı okuyarak bana ulaştı. Onun dışında bekliyoruz hala.. Güzel basın, güzel dergiler, oyunlardan büyük bir hevesle bahsederse.. Zaten görüşmediğim için memnun kalmama pozisyonum olmadı. Sizin dışınızda benimle röportaj yapma veya böyle bir şeyler oluyormuş Türkiye�e, biz de oyunlarla uğraşıyoruz, gelin tanışalım diyen olmadı. Ben yurt dışındayken zaten dergilerde belli bir yerimiz vardı. Güzel bir isim yaptık, bunun için yeter ki güzel oyunlar üretelim, biz en iyi dergilere en kısa yoldan ulaşabiliriz, o hiç önemli değil. Benim için önemli olan; oyun sektöründe basındaki arkadaşlar da bu sektörün bir parçasıdır. Onun için onlarla ilişki kurup, onlar da yol alsın istedik. Ağızdan ağza bile çok yol aldık, reklama ihtiyacımız yok, yani sektörün gelişmesi için bunlar da gerekli, böyle bir oluşumun, böyle bir güzel şeyin varlığını ülkemizin tamamına ulaştırmak önemli bence, çünkü böyle bir ortamda herkesin kriz kriz diye tutturduğu bir ortamda krizden nasıl çıkacağız ki? Üreterek, dışarıya satarak, güzel ve yetenekli arkadaşlar yetiştirerek...

Mer-M : Türk piyasasının en büyük açıklarından bir tanesi de firmalardan çok kişilerin, oyunların isimleri ile ilgilenmesi, şöyle ki, kendim de dahil olmak üzere, Vividimage�n Mevlut Dinç� ait olduğunu bilmiyorduk. Onun yanında pek çok insan da böyle bir firmanın varlığından haberdar değildi. Ta ki,Last-Ninja ismi ortaya çıktı, bir anda Dinç İnteraktif tüm Türkiye�in göz bebeği oldu.

MD : Ben Türkiye�e gelmeden önce,Actor�n bir demosunu yayınladık. Intel� yaptığımız demoyu yayınladık. Nasılsa dedim Türkiye�e dönüyorum, buradaki oyun dergileriyle şimdiden irtibata geçersem, gidince çok daha rahat ve çabuk ilişkiye gireriz. Sektörün oluşumuna onlarda katkıda bulunmuş olur, onları da bu girişimde görmek isterim diye, ben bir arkadaşımın aracılığıyla bütün dergilerin e-maillerini aldım. Ve bütün dergilere bir e-mail attım. Böyle bir teknoloji demosu var, onu yayınladık ve onu yayınlayan adam benim, ben Türkiye�e dönüyorum.

Mer-B : Kimse iplemedi...

MD : Yani bu beni çok üzdü. O çok rahatsız etti beni. Bütün dünyanın gıpta ile baktığı, bütün dergiler, İnternet sitelerinin inanılmaz zaman ayırdığı bir teknolojiyi ülkeme getiriyorum ve bundan buradaki bütün dergileri haberdar ediyorum. Hiç kimse ilgilenmiyor.. Yalan söylemek istemiyorum, bir dergiden cevap geldi, o da diyor ki �evel diye bir dergi var ona verdim e-mailinizi.�Onun dışında cevap bile gelmedi, en azından de ki �a dalga mı geçiyorsun sen bizle, kafa mı buluyorsun, nerden çıktın sen?�En azından araştırır insan. Bunun dışında ciddi ciddi gelip �bi sen nerden geldin? Hoş geldin!�diyen çok olmadı. Bunu açıkça söylüyorum.

Mer-B : Bir de cesaret olayı var. Mail de atsa, kim cevaplayacak? Maillere cevap gelmeyecek diye düşünenler var. Atıyorlar maili ama samimi olmuyorlar ciddi ciddi firmaya mesaj diye, kişi olarak görmüyor da, EASports gibi görüyor mesela.

MD : Ben bir derginin editörü olsam, yani binde bir ihtimalde olsa, sonuçta dedikleriniz doğru ama, benimle tanıştıkları zaman böyle bir problemle karşılaşmayacaklarını hemen görecekler. Çünkü ben Milliyette çıkan röportajdan sonra bir sürü e-mail aldım. 12-14 yaşındaki çocuklardan ve hepsini tek tek cevapladım. Hazır cevap yazıp hepsine yollamadım. Tek tek, iki-üç günümü aldı. İngiltere�e de aynısını yaptım, yüzlerce mail aldım. Bana danışıyorlar, ne yapayım diyorlar, �şte şurada okuyorum, C++ mı öğreneyim, Java mı öğreneyim?� Yurtdışında yaptım bunu, ülkemde daha fazlasını yapacağım ve benim yapım böyle, ben bir şey için yapmıyorum bunu, 12 yaşında çocuk yazmış, nasıl cevap vermem?

Mer-M : Türkiye�e oyun yapmak isteyen bir sürü genç arkadaş var. Bunlara yol gösterici olarak ne tavsiye edersiniz?

MD : Bizden bilgi, değerlendirme almanın en iyi yolu, bize bir e-mail ile kendini en iyi şekilde tanıtıp, bizim sanayide neden yer almak istediğini söylemesi. Heves nerede? Öyle havada, �en acayip seviyorum�değil. Ben 17 yıldır bu işi yaptığım için, onları filtreden geçiriyorum. Samimi bir şekilde kendilerini tanıtsınlar bana. Herkesin ilk günden gelip müthiş bir oyun yapması mümkün mü? Değil. Ama en azından orada benim potansiyeli hissetmem lazım. Heves tamam, ama hepimizde bir şeyler yapmak için heves var. Ama orada yetenek nedir? Bu alanda bir yere gelme şansı nedir? Onları değerlendirmem lazım, çok önemli, çünkü 2-3 sene boşu boşuna vaktini harcaması güzel bir şey değil. Bunlar çok zor yapılan şeyler, bir arkadaşa sen bu sevdadan vazgeç diye bir şey söylemek kadar zor bir şey yok, ama en azından onları kırmadan, incitmeden gerçekten bu sanayide onların başarılı olabilme şansının çok az olduğunu bir yolu ile söylemek gerekiyor. Ama aynı şekilde bir yetenek varsa, tasarım kabiliyeti olabilir, grafik kabiliyeti olabilir, bunlar değerlendirilip, yönlendirilebilir. O aşamada ne denir? �u aşamada bizimle çalışma kapasiteniz yok, ama boş zamanlarınızı şöyle şöyle değerlendirerek, şu aşamaya getirebilirsiniz kendinizi, bize örnekler, yaptığınız çalışmalardan örnekler yollayın, biz bakıp değerlendirelim, size geri dönelim, yol göstermeye devam edelim, baktık ki müthiş bir ilerleme var, çok iyi bir yere gelme olayı var, biz belki yanımıza da alabiliriz seni, yanımızda yetiştiririz.� İlk etapta benim herkese bizim ekipte yer vermem mümkün değil, yani ilerde bile bunu yapmam mümkün değil, ama ben ne yapmak istiyorum? Dediğim gibi herkese elimden geldiğince yol gösteririm, ama ilerde yeni yeni oluşumlar da olacaktır, bizi örnek alıp, cesaretlenip, onlara da yol göstereceğim, ben onları rakip olarak görmeyeceğim hiçbir zaman, zaten ben rekabetten korksaydım 17 yıl bu işi yapmazdım. En fazla 2-3 grupta yapardım, ondan sonra bütün zamanımı bu adamlara harcamış olurdum, onun için tamam siz kendiniz yapın, ben size yol göstereyim, yardımcı olayım, yurtdışında bağlantılar sağlayayım vs.


Mer-M : Türkiye�e çalışan arkadaşlarımız buradaki kadar mı?

MD : İşte iki tane var bir de Arkın var.

Mer-M : Actorun sonunda gördüğümüz listede tek Türk isim sizsiniz?

MD : O eski demo, yeni demoda var.

Mer-M : Şu anki kadronuz grafiker ve programcılardan mı oluşuyor?

MD : 3 programcı, 2 artist, bir de ben adam yerine sayıyorsan. Ve bizim ekibe katılmak için bekleyen onlarca kişi var.

Mer-M : Tahminen sitemizi zaten ya da daha önceden görmüştünüz Merlin�n Kazanı�ı. Buradan okuyucularımıza iletmek istediğiniz mesajınız var mı? Aynı zamanda eklemek istedikleriniz?

MD : Okurlarınızı henüz tanımadığım için, sadece iyi oynamalar diyeyim. Bizi desteklersinler, çok güzel şeyler yapmak için geldik Türkiye�e, umarız en kısa zamanda onlara Türkiye�en çok güzel ürünler veririz, oyun oynarken aldıkları zevke yeni bir boyut kazandırmaya çalışacağız.

Mer-M : Bir dergi olarak da çıkıyoruz MK adı altında. Türkiye�e böyle arkasında hiçbir destek olmayan bir oluşuma siz nasıl bakıyorsunuz?

MD : Şimdi sizin oluşumunuz benimkine çok benzediği için o soruya çok rahat cevap verebilirim. Gerçekten ben de sıkı bir destekle başlamadım bu işe. Çok büyük destekler alacağıma inanarak gelmiştim. Maalesef müthiş bir hayal kırıklığı yaşadım, açık açık söylemek zorundayım. Ama bu arada iyi niyetli, samimi, hüsn-ü güzel(güzel huylu) arkadaşlarla tanıştım. Ama gerçekten Türkiye�e bu işin olacağına inandığım için 7 aydır, büyük bir azimle yoluma devam ettim ve sonunda istediklerim oluyor ve olacak, onun için daha önce de söyledim aslında, gerçekten bir şeye inanıyorsanız ve o konuda da belirli bir yeteneğe sahipseniz, başarılı olursunuz, destek olsun olmasın. Destek olursa daha ciddi boyutta olur, daha çabuk olur, olmazsa yine olur ama yavaş olur.

Mer-M : Bunu aynı zamanda oyun yapmak isteyen arkadaşlarımız için de yorumlayabiliriz?

MD : Sonuçta ben sadece, ülkemizde bizim sektörde çalışmak isteyen, yıllardır gıpta ile başkalarının oyunlarını oynarken, �e güzel olmuş, biz de yapabilsek�diyen arkadaşlarımıza, böyle bir olanak ve ortam sağlamanın ilk adımını atmış bulunuyorum. Tabii bunu büyük bir destekle yapabilsem çok daha hızlı, çok daha yüksek boyutlara getirebilirim.

Mer-B : Bana mail attığınızda da söylemiştiniz, sadece �arlak fikir� sahip olmak hiçbir şey yapmıyor...

MD : Gerçekten de, bunu İngiltere�e de çok söyledim, bana e-mail atan, telefon eden gençlere. Şöyle bir düşünce var, yalnız Türkiye�e değil, bütün Dünyada, Bahadır�n da dediği gibi �arlak bir fikri olan birisi�sanıyor ki, ben oturup oyun yapabilirim. Bu çok ince bir konu, onun için ben okulu yok diyorum, bunu söylerken kendini methetmiş gibi oluyor, benim gibi arkadaşları da methetmiş oluyor ama, sadece yetenek, sadece heves ve birikim yetmiyor. Benim de herhalde en büyük yeteneğim bütün özellikleri bir araya getirip oradan bir ürün üretme kabiliyeti. Ben eskiden tamam programcıydım, tasarımcıydım vs. vs. Şu an ben bile tek başıma bir oyun yapabileceğime inanmıyorum. Mümkün değil. Kesinlikle ekip işi, vizyon işi. 2 sene bir proje üzerinde çalışmak ve hevesle çalışmak mümkün mü? Ona o kadar inanacaksın ki ve daha önemlisi iki senenin sonunu daha başından göreceksiniz. Bunu kim yapar? Bunu çok az insan yapabilir. Çünkü her ay iş yerine geliyorsunuz, her ay aynı ekrana bakıyorsunuz, her ay aynı karakteri çiziyorsunuz, oynatıyorsunuz vs. Ben onun için biraz önce söyledim, ekibime benim o 2 sene sonra gördüğüm resmi hiçbir zaman vermiyorum tamamı ile, çünkü verirsem baştan onların da hevesi, azmi kırılır. Birkaç ay sonra onlara yavaş yavaş, o büyük, oyunu oyun yapan, insanları heyecanlandıran fikirleri ben kademe kademe vererek onların heyecanlarını sürekli tutuyorum. Onun için bir sürü arkadaş 8-9 ay sonra bıkıp bırakabiliyor. Müthiş yetenekler var, duymuşsunuzdur görmüşsünüzdür. Adam ilk günde inanılmaz şeyler yapıyor, ama siz ona bir oyun yaptıramazsınız, çünkü üç ay dayanamazlar...

Mer-M : Çok teşekkür ederiz...

Mer-B : Teşekkürler...

MD : Ben teşekkür ederim...




Kaynak ; http://www.merlininkazani.com/codes/rev ... &B1=+TAMAM
Damz | Büyüxhancı | Şovalyexebru...
Consume Obey Die = Tüket ,İtaat Et ve Öl ...
Resim
Ben bütün İzmir’i ve bütün İzmir'lileri severim .
Kullanıcı avatarı
HeadbangersBall
Sahaf Yardımcısı
Sahaf Yardımcısı
Mesajlar: 145
Kayıt: 03 Şub 2010 23:06
Sunucu: Beyaz Köşk
Klan: Lodos

Re: Mevlüt DİNÇ ( Merlin'inkazani.com ) Röportajı .

Mesaj gönderen HeadbangersBall »

Damz | Büyüxhancı | Şovalyexebru...
Consume Obey Die = Tüket ,İtaat Et ve Öl ...
Resim
Ben bütün İzmir’i ve bütün İzmir'lileri severim .
Cevapla

“Genel Etkileşim” sayfasına dön