Karanlığa uyanıyorum,
Dev farelerin devasa yaratıkların İstanbul sokaklarında ellerini kollarını sallayarak gezdiği bir güne uyanıyorum!
Bu sabah mısır çarşısındaki Aktar Şevket Bey amcaya uğradım tatlı sohbeti beni benden alıyor.
Hatırı sayılır insanlardandır Şevket amca rahmetli babamın yakın esnaf arkadaşıydı.
Bir süre İstanbul'un hali ve Eminönü halkının kulaktan duyma yeni bir bölge çıkacak uydurmalarını tartıştık, sonra gitmem gerektiğini belirttim,
Şevket amca dur sana vereceklerim var dedi.
Geçen gün geliştirdiğim bir ilaç hakkında yardım istemiştim, bir kaç bitki ayırmış bana.
Sıkıca sarıldıktan sonra dikkatli olmamı fısıldadı ihtiyarlamış ses tonuyla.
Kod: Tümünü seç
Dikkatli ol Evlat, Babandan yadigar bir sen varsın bana bir de şu Çarşı.
[imgleft]
http://i.imgur.com/kM2xDlr.jpg[/imgleft]
Evime doğru ilerlerken İstanbul'un ara sokaklarında mahallemizin Dayılarından Recep Dayı ile karşılaştım
> Selamın Aleyküm Recep Dayı
> Ve Aleyküm Selam Yiğenim
> Nasıl gidiyor Recep Dayı Bel ağrıların halen devam ediyor mu ?
> Sağolasın aslanım yaptığın karışım ağrılarımı dindiriyor.
> Belin nasıl o hale gelebildi halen daha aklım almıyor Recep dayı
> Ah bende bir bile bilsem yiğenim..
> Uzun zamandır Agah Beyin gözünü sormak istiyorum ama çekindiğim için soramıyorum
Söyler misin Recep dayı Agah Beyin gözüne ne oldu senin bildiğini söylüyor herkes.
İkimizin arasında kalacağına sana söz veririm.
Şşş. Sessiz ol. Bir saniye. Kuytu bir köşeye geçelim. *Recep Dayı, sırtını bir binanın duvarına verir.*
Şöyle oturalım iki çift laf edelim. Çeteci operasyonlarına katıldığını duydum. O soysuz serserilerin ismini duyunca tiksiniyorum. Büyük postane binasını hatırlar mısın, ne görkemliydi. Bunca olayın ardından, hala insanoğlunun birliğini ve ululuğunu simgelercesine orada ayakta durabilmişti. Hiçbir mahluk yıkamadı da onu, yine aramızdan çıkanlar yıktı.
Böyle acı bir yazgıdır bu Agah Beyamca'yı da kör eden. Ben de o binada bulunuyordum o gün. Teşkilat'a yeni katılmıştım. Bir anda büyücüler peydah oldu avluda. Dehşetli bir çatışma meydana geldi. Tabii herkes silahlara sarıldı. Ancak büyücüler çok güçlüydü ve var olan jandarma birlikleri yeterli değildi. Bizi üst katta bir odaya kadar sürebildiler. Bütün çıkışları tutmuşlardı. Alt katlarda yapılan şoklarla binanın temellerinin sarsıldığını hissedebiliyordum. Tepemize dolaplar ve raflar devrilmeye başladı. Çok uzun bir müddet sürdü bu. Bu esnada, binanın üst katından aşağıda olanları izleme fırsatı buldum. Çeteciler bir yandan binanın kolonlarını sarsarken, bazı görevlilere insanlık dışı işkenceler yapıyorlardı. O kadar dehşete düşmüştüm ki tabancam olduğu halde ateş etmek aklıma gelmedi. Bir zaman sonra, kolonlardan bir kaçı aynı anda yıkıldı ve binanın arka kısmı göçtü. Birkaç çeteci, yıkıntıların altında kalırken, bazıları onlara güldüler. Tanrım ne sapkınlık!
Bu sırada Agah Beyamca, kapıdan içeri girdi. Kapı tutulduğu halde, bunu nasıl becerdi anlayamamıştım. Başıyla etrafı hızlıca tetkik etti. Bak ben tepedeydim, Agah Beyamca, bana işte şu tel örgülerin orada tabela var ya, o kadar mesafede idi, görüyor musun tabelayı? Toz toprak içinde tabii ortam. Çeteciler ondan korkarak mevzilendiler. Bina ağır ağır çökmeye başlamıştı. Çetecilerin bir kısmı kaçmayı başardı. Agah Beyamca'nın bazı sözler söylediğini duydum. Bastonunu hafifçe havaya kaldırdı ve içerisi beyaz bir dumanla doldu. İyiden iyiye çökmeye başlayan binada bir süre her şey durdu. Beni çekiştirdiler. Kendime geldim. Ve aşağıya inmeye başladık. Agah Beyamcayı koridorda gördüm. Bütün gücü ile konsantre olmuş, duvarları tutuyordu sanki. Çetecilerden bir kadını Agah Beyamca'nın yanına yaklaştı ve gerilmiş parmaklarından üstünde Agah Bey'in ismi yazılı kırmızı taşlı yüzüğünü çıkardı. Bu esnada, yanımdaki meclis üyelerinden ikisi, hareketsiz kalan anca yine de çok çaba harcadığı belli olan Agah Beyamca'nın yardımına koştular. Hırsız kadın yüzüğü parmağına geçirdi. Vahşi bir bakışı vardı. Ve üzerine yaklaşan meclis üyesini ki adı aklıma gelmedi şu anda, parmaklarından çıkan yıldırım ile öldürdü. Bu şok bizi kendimize getirdi ve hepimiz kadının üstüne çullanmak için harekete geçtik, ancak yakalayamadık. Agah Beyamca'yı yaklaşık 1 dakika dışarıya gelmeye ikna etmeye çalıştık ama o orada öylece durdu. Ardından hiçbir şey göremediğini söyledi. Rahmetli Mehmet Rıza amcanın koluna girdi ve dışarıya doğru yürüdü. O yürürken, Büyük Postane, adı gibi görkemli bir şekilde çöktü. Ne manzaraydı ama. Hem acı, hem destansı. İşte buna şahit oldum. Çok az kişi bilir bu olanları. Kimileri de uydurduğumuzu sanıyor. Bakma sen onlara...
Bunlar Aramızda kalsın evlat
Agah Bey'in kayıp yüzüğü, Recep Dayı, seviye 34. ( Bazı yerlerinde oynama vardır )
Bunları öğrendikten sonra şaşkınlıklar içersin de ağzım açık kalmıştı,
Agah Beyin gizemli bir kişiliğe sahip olduğunu hissetmiştim lâkin bunlar olamaz...
Agah Bey bana Savaşta Rehberlik edecek insan!
Duyduklarımdan sonra yarın Agah Amcaya uğramaya karar verdim.
[imgleft]
http://i.imgur.com/xbeHJXx.jpg[/imgleft]
Ve sonunda!
Doktorluk artık gelir getirmemeye başlamıştı, mısır çarşısında ek iş olarak simit satmaya karar verdim.
Teşkilat bana bu konuda yardımcı oldu.
ilk iş günümü bugün yaptım, tezgahımda bolluk vardı.
XxAngelOfDeathxX'in Kıyamet Günlükleri
11 Şubat 2015 Mısır Çarşısı
[imgleft]
http://i.imgur.com/mMabm3L.png[/imgleft]
Loncam!
Bu gün savaşta yanımda olan dostlarım ile Kıyametin Neferlerine yardım ettik;
Bazukalı Solucan önderliğindeki, sefaletin timsalleri Karacin’ler, Yeraltı’nın en habis canlılarıdır. Oradan buradan topladıkları ganimetleri, madenleri kamp merkezinde biriktirirler. İnsanlardan nefret ederler ve yok etmek pahasına her şeyi yapabilirler. İrileşmiş şeflerine özellikle dikkat edilmelidir.
[imgright]
http://www.istanbuloyun.com/content/i/g ... lucanB.jpg[/imgright]
Saat 13:25 Gösteriyordu mağaradan inlemeler kesilmiyor yolumuza çıkan cinler dehşet vericiydi.
Patlayanlar, çivili sopaları ile bizlere saldıranlar.
Olamaz!
Çıldırmış bunlar.
İlerledikçe kıyametin bize neler getirdiğini tekrardan görüyordum.
Ve oradaydık "Karacin Kampı"
Kararlıydık ya bozguna uğratacak yada bozguna uğrayacaktık başka çaresi yoktu.
İçimizden bir nefer siper ederek kendisini meydan okudu hain solucana.
Kod: Tümünü seç
Köpeklerim parçalayın ki ölsün Apcağa.
Günlüklerimde kullandığım görseller, makaleler tamamen bana aittir, Alıntı yazılarda düzenleme yaparak kullanmaktayım.
Yakında daha kaliteli şekilde günlük yazmaya devam edeceğim.
Günlüğümde yaptıklarım harici hikayeler de ekliyorum, güzel yorumlarınızı eksik etmemeniz dileklerimle görüşürüz
[/center]