4. sayfa (Toplam 4 sayfa)

Re: Gaffar Bey ve Kuklacı İlişkisi - Odasındaki Tablo

Gönderilme zamanı: 06 Tem 2017 12:19
gönderen HollyShit
Joule yazdı: 05 Tem 2017 23:44 Hikayeye Göre Gaffar Bunların Hepsınden Delikanlı Ne Azat Beyi Tınlıyor Ne Teşkilatı Ne De Kuklacıyı Ama Kuklacıda Gaffarı Yaver Yerine Bile Koymuyor Bence Gaffarın Kuklacıyla İşi Yok Kuklacının Olsa Olsa Azat Efendi İle İşi Olur Gelecek Yeni Boss Azat Efendi Olarak Düşünüyorum. Kuklacı Çok Büyük Bir Boss Olur. Gaffarı Çıktığı Tarihten 3 Ay Sonra Kesmişssek Kuklacıyı 1 Senede Zor Keseriz Gibime Geliyor.
Azat Bey öleli çok oldu. Ayriyeten bu parçada adı geçen kişinin Şarapçı olduğu muhtemel. Görev metninde de kendisinden bahsedildiği aşikâr.

1973 yılında Yükseliş Cemiyeti, artık oldukça genişlemiş ve cemiyetle ilgili dedikodular, bütün Eminönü'ne yayılmıştı. Azat Efendi beyaz büyücülerden bir istihbarat örgütü kurmuş ve otoritesini reddeden cemiyet üyelerini yakalatma çalışmalarına başlamıştı. 1973 yılı boyunca bir çok cemiyet üyesi yakalandı ve yakalananlar öldürüldüler veya Eminönü'nden, meteor bölgesine sürüldüler. 1973 yılı sonunda yükseliş cemiyeti yeterli kuvveti toplamış hatta, Beyaz Köşk'ün miadını doldurduğunu düşünen bazı beyaz büyücüleri bünyesine katmıştı. Şifa Yurdu, olaylar süresince tarafsızlığını muhafaza etti. 1974 yılı yaz mevsiminde, Yükseliş Cemiyeti'nin büyük ayaklanması başladı. İstanbul tarihinin o zamana kadar gördüğü en kanlı çarpışmalar 1974 ayaklanmasında yaşandı. Çok kuvvetli beyaz büyücüler ve sayıca çok fare adamlara karşı, güçlenmiş yükseliş cemiyeti ve bazı isyankar fare adamların birliği. Sonuçta kaybeden taraf beyaz büyücüler oldu. Köşkün önünde, Azat Efendi ve beyaz büyücüleri yaptıkları son direnişte can verdiler. Ancak bu zafer cemiyet ve Eminönü için de oldukça pahalıya mal oldu.

"O yıldızsız gecede, köşk sokağı gündüz gibi aydınlıktı. Sayıları oldukça azalmış olan beyaz büyücüler, olası tehditlerden haberdar olabilmek için, sokağı büyü ışığıyla doldurmuşlardı. Çok kudretlilerdi. Onlar arasında geçirdiğim yıllar süresince, bunu bu kadar idrak edememişim sanırım. Meğerse her şeyin daha kolay olacağına dair bir yanılgı, zihnimi esir etmiş, teslim olacaklarına dair inancım bu kör yanılgıdan ibaretmiş. Kuklacının talebeleri, sayıca az olmalarına rağmen, haftalardır direniyorlardı. Son direnişleri de elbette görkemli olacaktı.

Ben kimdim? Biz zamanlar onlardan biri. Azat'ın yaptıklarına takati kalmadığından, gizlice izini kaybettirmiş ve cemiyete katılmış. Herkesin öldü bildiği... Sersem! Bir önceki hafta bir köşe başında sıkıştırdılar beni. O gün ölsem, huzura kavuşacaktım, ama korktuğum başıma geldi, beni tanıdılar ve gitmeme izin verdiler. Ve yüzlerindeki o hayal kırıklığı ve hüzün beynime öyle bir kazındı ki. Evet belki onlar Azat'ın yaptırdığı kıyımın aleti olmuşlardı. Ama en azından hain değillerdi. Peki yine, kimdim ben?

Gecenin sonunda, zafer artık cemiyetin olacaktı, bu kesin. Bana ihtiyaç olduğunu düşünmüyordum artık. Bütün gece elimdeki bir şişe şaraptan güç alarak sokağa baktım ve baktım."

Umut Dergisi 1976 - İsimsiz itiraflar.