Gönlünüze Dokunacak Küçük Bilgiler ve Hikayeler

İKV dışındaki konularla ilgili paylaşımlarınız
Kullanıcı avatarı
besiktasask
FareAdam Düşmanı
FareAdam Düşmanı
Mesajlar: 310
Kayıt: 20 Eki 2017 16:09
Sunucu: Meran
Klan: Arzın Çocukları

Re: Gönlünüze Dokunacak Küçük Bilgiler ve Hikayeler

Mesaj gönderen besiktasask » 08 Mar 2018 20:30

Esadullah yazdı:
06 Mar 2018 23:49
Okunmaya değer hikayeler ve Bir yudum hikaye geldi aklıma kardeşim. Ellerine sağlık, teşekkür ederim :blush: :+1:
Okumaya layık gördüğünüz için ben teşekkür ederim. Eğer var ise benzer bildiğiniz hikayeler paylaşabilirsiniz benimle, bende düzenleyip burayla paylaşmaktan memnuniyet duyarım.
Resim

Kullanıcı avatarı
besiktasask
FareAdam Düşmanı
FareAdam Düşmanı
Mesajlar: 310
Kayıt: 20 Eki 2017 16:09
Sunucu: Meran
Klan: Arzın Çocukları

Re: Gönlünüze Dokunacak Küçük Bilgiler ve Hikayeler

Mesaj gönderen besiktasask » 17 Mar 2018 11:18

Bugün değişik bir gün olacaktı sanırım ki hastaneye gittim ve yine her şey diğer günlerin aynısı. Sabah karnımda kocaman bir ağrı ile uyandım yaşasın değişik bir şey olacak dedim ölebilirim mesela. Her neyse hayattayım.İşte bir haftasonu daha geldi. Ha evet geldi de ne oldu di mi? Ölmez de sağ kalırsak çok defa gelmeye devam edecek bir orjinalliği yok haklısınız. Her neyse…

Evet bugün sizler için “Anime Dünyası” ile ilgili küçük bir araştırma yaptım. Hem forumda, okulda, iş yerinde ve en yakın çevremde ilgi duyulan animeleri daha derinine inerek sizinle buluşturmak istedim.

Anime:Anime kelimesi anlamı; animasyon veya çizgi film olan Fransızca'dan alınmış olan Japonca bir kelimedir. Genel olarak Japon çizgifilmi olarak tanımlanabilir.
( Ah tamam tamam animeler çizgi film değildir, ama genelde böyle düşünürler )

Osamu Tezuka, Japonya'da çağdaş animenin öncüsü olarak kabul edilir. Genç yaşta 8 mm'lik kamerasıyla küçük animasyonlar çekmeye başlamış ve bu animasyonlarında Walt Disney ve Max Fleischer'ın eserlerinden ilham almıştır. Onun izinden yürüyen sanatçıların yapıtlarıyla anime adı verilen yeni bir stil ortaya çıkmıştır.
Anime tarihi 20'inci yüzyıl başlarında Japon film yapımcılarının Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya'daki animasyon tekniklerini keşfetmesiyle başlamıştır.
Bu dönemde Japonya'da filmlere alternatif bir hikaye anlatımı sunabilen animasyon oldukça popüler olmuştur. Amerika'da filmler ve şovlar için oldukça büyük bütçeler mevcut iken, Japonya'da küçük bir piyasayı ve bütçe, yer, ve aktörlük eksikliklerini de taşıyordu. Batılı aktörlere benzeyen aktörlerin bulunmaması Avrupa, Amerika ve fantezi dünyalarında Asyalı oyuncuların var olmasını imkansız kılıyordu. Animasyonun değişik kullanımları Japon’lara benzemeyen karakterler ve yerlerin yaratılmasına sebep vermiştir.
1970'li yıllarda manga çizimleri büyük bir ilgi çekmiştir. Bu çizimlerin büyük bir çoğunluğu da animasyonlarda kullanılmıştır; özellikle Osamu Tezuka bir efsane ve "Manga'nın Tanrısı" haline gelmiştir. Eserlerinin ve diğer tasarımcıların da etkisiyle, anime günümüzdeki sanatın mutlak karakteristiklerini ve türlerini yaratmıştır. Mecha tarzı Tezuka tarafından şekil almış, Go Nagai ve diğerleri de geliştirmiştir. Yoşiyuki Tomino'nun katkısıyla da bir devrim gerçekleşmiştir. Gundam ve Macross gibi mecha animeleri 80ler'in klasikleri arasına girmiştir ve Mecha türü anime günümüzde hala Japonya'da ve dünyada popülerdir. 1980ler'de anime Japonya'da ana görüş haline gelmiştir ve büyük bir üretime geçmiştir. Bununla beraber manga da popülaritesini Japonya'da ve dünyada zirveye taşımıştır. 1990lar'ın ortasında ve sonunda, ayrıca 2000ler'de anime tüm ülkelerde popüler olmuştur.


Diğer çizgi filmlerden farkı
( Sevdiğiniz yer burası )

Animeler normalde insanların anladığı şekilde çizgi filmler değillerdir.
(Seveceğinizi söylemiştim )
Çizgi film denilince insanların ilk aklına gelen Bugs Bunny, Tweety, Scooby Doo gibi çocuk zekasındaki animasyonlardır. Halbuki animeler her yaştan insan için yapılır ve gerçek hayatta olan veya olmayan hemen her şey onun konusu olabilir. Çizimleri çok farklı ve etkileyicidir. Hatta Japonya'da Prime Time denilen izlenme aralığına konan milyonlarca kişinin izlediği animeler de bulunmaktadır.
Büyük gözler ve uzun bacaklar: Animelerin karakteristik özelliğidir.
Bazı animelerde karakterlerin büyük gözleri, uzun bacakları vardır. Bunu Japon’ların kısa boylu ve çekik gözlü olmalarının yarattığı bir komplekse bağlayarak açıklayanlar vardır

( Evet öyle değil mi yani? Bende öyle düşünüyordum)

ancak bu açıklama çizimlerin kökeninde batılı örnekler olduğunun bilinmemesinden kaynaklanır.
( Ne değişti ki kendi görüntülerinin kompleksi olmasa da batı kompleksi varmış, eh eh kompleks komplekstir)
İlk Walt Disney çizgi filmlerindeki karakterlerin büyük gözleri ve uzun bacakları vardı (Bambi vb.)
.). Bu çizim tarzı bugün bazı batı animasyonlarında hala kullanılmaktadır. yayınlanmış Örneğin İngiltere'de yapılmış olan Genç Robin Hood'u gosterebiliriz. Bu çizgi filmlerde de büyük gözleri, uzun bacakları olan karakterler kullanılmıştır ama bunlar anime değildir.
(Robin Hood’un anime türünden sayılmamasına sevindim doğrusu. Çizimleri gerçekten berbat ötesi )

Walt Disney'den etkilenen Osamu Tezuka'nın yapmış olduğu animeler Disney'in bu tür çizimlerini kullanmışlardır ve bu uygulama bazı animelerde bugün de sürmektedir. Yani bu çizimlerin kökeni Japon’ların kısa olması değil, Walt Disney'in etkisidir. Bütün animelerde uzun bacak ve büyük göz kullanılmaz. Türkiye'de genelde sadece bu tür de olan animeler yayınlandığı için bu konuda bilgisi olmayan insanlar böyle sanmaktadır.
( Bugüne kadar izlediğim bütün animelerde bacaklar uzun ve gözler kocamandı bu yüzden neden farklı düşüneyim ki? )

Japon’ların boy-göz takıntıları nedeniyle böyle şeyler yaptıklarına dönük inanç tamamen bir Aristo Mantığı'nın bir çıkarımıdır. Yani "biber acıdır, hayat da acıdır, demek ki hayat biberdir" gibi bir önermedir. Bu konuda doğru ve gerçek yorumlar yapabilmek için derin bir tarih ve psikoloji bilgisine ihtiyaç vardır. Uzakdoğu insanında böyle bir takıntı olduğu yadsınamaz. Japonya'da çoğu genç kız uzun topuklu ayakkabı giyer. Ama unutulmaması gereken bir şey varsa bunun sadece uzakdoğuya özgü bir takıntı olmadığıdır.
( Yani bizim ülkemizde kızların genelinin 1.50 boylarında olduğunu ve 20 cm boyunda topuklu ayakkabı giydiklerini düşünürsek bu takıntıya dünya genelinde var diyebiliriz, Japonlara haksızlık yapmayalım.)
Bu takıntı az veya çok yeryüzündeki bütün ülkelerde, bütün ırklarda vardır. Ama animelerde sadece büyük gözler uzun bacaklar değildir göze çarpan, çoğunluğunda bizim normal hayata verdiğimiz tepkiler mimikler ve jestler daha fazla abartılı bir görsellikle ifade edilir.
( Gerçekten animelerde karakterlerin tepkileri çok orijinal ve tatlı )
Türkiye'de bilinmemesine karşın birçok anime dünya çapında hayranlıkla izlenmekte ve değişik ülkelerdeki birçok saygın festivalde ödüller kazanmaktadır.
( Bu araştırmayı yapmadan önce bir iki tane( tamam abartmış olup 10,20 tane de olabilir :unamused: ) anime izleyeyim dedim. Annem ‘ bu yaşta çizgi film mi izliyorsun ne aptalca’ diye tepkiler verdi. Ahh Türkiye de yaşıyoruz.)
İlk renkli anime sinema filmi olan 1958 yapımı The White Snake Enchantress'ın Venedik, Meksika ve Berlin festivallerinde ödüller kazanmasının ardından dünya çapında söz sahibi olmaya başlayan animeler, uluslararası yarışmalardaki bu başarılarını her yıl daha da arttırarak sürdürmektedirler.

Anime'nin başarısına doğal olarak batılı animasyon şirketleri de kayıtsız kalmamaktadır. Uzun süredir batılı şirketlerle ortaklaşa birçok proje yapılmaktadır ve sonuçta ortaya mükemmel animeler çıkmaktadır.

Buna Fransız-Japon ortak yapımı olan Mysterious Cities of Gold (Türkiye'de bilinen ismiyle Güneşin Oğlu Esteban) gibi birçok örnek sayılabilir. Ayrıca, batı animasyonun temsilciliğini yapan Disney de artık animelerin başarısını açıkca kabul etmektedir.
Bu nedenle, 1996 yılında yapılan Disney-Tokuma anlaşmasıyla Disney, Japon animasyonunun en büyük temsilcisi olan Studio Ghibli'nin anime filmlerinin dünya çapında dağıtımını ve pazarlanmasını üstlenmiştir. Ayrıca Disney, Studio Ghibli'nin hazırladığı anime filmlerinin üretim masraflarının bir kısmını karşılayarak bu filmlere yatırım yapmaya başlamıştır. Mesela Studio Ghibli'nin Tonari no Yamada-kun (My Neighbours the Yamadas) adlı filminin 2.4 milyar yen tutan üretim maliyetinin %10'u Disney tarafından ödenmiştir. Ayrıca Disney, anlaşma uyarınca dağıtımını üstlendiği Studio Ghibli filmlerinden olan Princess Mononoke'nin İngilizce dublajı için 2.4 milyon dolar harcayarak animelere verdiği önemi bir kez daha vurgulamıştır.




Okuyan herkese teşekkürler...
Arigatou Gozaimasu…

Sizin için sevdiğim bir iki tane anime linki bırakacağım şuraya izlemeyi düşünenler için keyifli seyirler.





Bu animenin konusu hem ailesi ile hem de okulu ile ilgilenmek zorunda olan güçlü bir liseli kızı anlatmaktadır. Seveceğinizden eminim.Bütün bölümlerini Türkçe altyazılı olarak bulabilirsiniz.




Bu da en sevdiğim ve ülkemizde gerçekten en yaygın olarak bilinen animelerden bir tanesi. Bir insanın ölüm meleği yeteneklerine sahip olması ile olabilecekleri çok güzel bir şekilde anlatmakta.Bunu da seveceğinizden eminim. Eh eh müzikleri zaten efsane…



Ve son olarak şeytanın oğlunu temsil edip Dünya'ya gelen küçük prensi ve güçlü bir liseli genci anlatan muhteşem bir seri, aynı şekilde bütün bölümlerine verdiğim link altından ulaşabilirsiniz.
Resim

Kullanıcı avatarı
besiktasask
FareAdam Düşmanı
FareAdam Düşmanı
Mesajlar: 310
Kayıt: 20 Eki 2017 16:09
Sunucu: Meran
Klan: Arzın Çocukları

Re: Gönlünüze Dokunacak Küçük Bilgiler ve Hikayeler

Mesaj gönderen besiktasask » 29 Mar 2018 18:27

Dünyanın İlk Filmi
Dünyadaki ilk çekilen film Garden Cafe isimli bir yerde, 28 Aralık 1895 yılında Lumiere Kardeşlerin yapmış olduğu bir belgeseldir. Yani kısaca ilk film aslında bir belgeseldir.
Louis, eşinin öğretmenlik yaptığı New York Sağırlar Okulu için bazı çalışmalar yapıyordu. Bu çalışmalar daha çok fotoğraflar üzerineydi. Fotoğraflar üzerinde hareketli çalışmalar yaparken 1885 yılında bu enstitü tavanında bazı görüntüler gördüğünü iddia etmiştir. Bu tavanda gördükleri ile aklına gelen fikrin 1886 Kasım ayında patent başvurusunu yapmıştır. Bu başvuruda buluşunu şu şekilde açıklamıştır;

“Fotoğrafik bir kamera ile bir nesnenin ya da nesnelerin hareketli görüntüleri saptanır. Sonra da bu görüntüler, bir projeksiyon aygıtı aracılığıyla aynen yeniden canlandırılır.”
1886 yılında yapılan bu patent başvurusu öncesinde 1861 yılında İngiltere’de bu aygıttan daha basit olan bir patent alınmıştı. Alınan yeni patent ise 16 mercek özellikli bir aletti. O zamanlar zoetrope ve praxinoscope ismi verilen bazı basit optik aygıtların gelişmişi olan aygıtlar kullanılmaktaydı.



Lumiere Kardeşler
Resim

Garden Cafe-Fransa-
Günümüzdeki hali

Resim

Hazırlanan ilk film aslında bir belgeseldir. 1895 yılında Lumiere Kardeşler bir film hazırlamış bu film ise daha çok belgeseldir. Belli bir konusu yoktur. İzleyenler bunun bir sihir olduğunu düşünmüştür. Dünyanın ilk korkunç filmi olarak ta kabul edilir. Filmi sadece 33 kişi izlemiş ve yarıda bırakarak kaçmışlardır. Bunun dünyaya bir felaket getireceğini düşünmüşlerdir. (Aslında getirmiş olabilir de.)

İlerleyen yıllarda sessiz filmler oldukça ilgi çekmiştir. Ses ise bir piyanist veya orkestra tarafından film izlenirken canlı olarak uygulanarak eklenmiştir.


Dünyadaki ilk sinema Auguste ve Louis Lumiere adli Fransiz kardesler tarafından gerçekleştirilmiştir. Burada sinematograf denilen alet kullanılmıştır.


Resim

İlk öykülü film 1902 yılında Georges Melies tarafından Le Voyage dans la Lune (Aya Seyahat) adlı filmle gerçekleştirildi.


İlk senaryolu gerçek film ise 1902 yılında Georges Melies tarafından çekildi. Le Voyage Dans La Lune ( Aya Yolculuk) adlı film, Ay’a seyahat etmek isteyen bir grubun hikayesi ilk senaryolu film özelliğini taşır.



Resim

İlk renkli film, 1939 yılına ait Rüzgar Gibi Geçti ve Oz Büyücüsü isimli filmlerdir. Ancak, ilk renkli film 1918 tarihinde yapılmış Cupid Angling isimli sessiz film olarak kabul edilir.

Resim

Akademi Ödülleri olarak da bilinen Oscar Ödül Töreni, ilk kez Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından 1929 yılında Los Angeles'da başlamış.
Bu ödülü alan ilk oyuncu Amerika'lı aktiris Bette Davis

Resim
Ve yine bu ödülü alan ilk film 1929 yılında sessiz film olan Kanatlar olmuştur.











Kaynak: Dünyada ilkler
Resim

Kullanıcı avatarı
besiktasask
FareAdam Düşmanı
FareAdam Düşmanı
Mesajlar: 310
Kayıt: 20 Eki 2017 16:09
Sunucu: Meran
Klan: Arzın Çocukları

Re: Gönlünüze Dokunacak Küçük Bilgiler ve Hikayeler

Mesaj gönderen besiktasask » 13 Nis 2018 13:36

Bugün boş geçeceğini düşündüğümüz Edebiyat dersinde, sınıfa tanımadığımız bir hoca girdi. Kısa boylu, ela gözlü, saçları hafif dökülmüş ve elinde sayfaları yıpranmış bir defterle sınıfa giren hocanın kim olduğuna dair meraklı gözlerle bakarken bir den şiir okumaya başladı. Yabancı olmayan ama daha önce duymuş olabileceğimden pekte emin olmadığım bir şiir.
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.


Şiiri henüz bitirememişken arka sıralardan sesler gelmeye başladı. '‘ Yine şişko müdür bizi gıcık etmek için boş dersimizi sabote ediyor anlaşıldı’
Şiirini bitiren hoca hepimizi süzmeye başladı, sonra yoklama defterinde yazılı olan isimlerimizi tek tek okuyup bizi tanımaya çalıştı.Biz kendimizi tanıtmaktan çok onun kendisini tanıtmasını bekliyorduk.
Sonuçta bu okulda 2. Yılımız ve daha önce görmediğimiz bir hocaydı.
Listenin ortalarına doğru gelmişti ki ismini okuduğu Güler Ç. arkadaşımız,‘ Hocam siz bizi tanımadan önce biz, sizi tanısaydık daha iyi olmaz mıydı’ dedi...
Hoca biraz bekledikten sonra, Tamam o halde madem bu kadar merak ediyorsunuz, kendimden az biraz bahsedeyim.
Bendeniz Ali İsmail B. , 7 yıllık Edebiyat Öğretmeniyim. Sizin Edebiyat derslerinize giren Eylem Y nun yakın arkadaşıyım. Kendisi bugün hasta olduğu için derse katılamadı rica etti geldim, müdürünüzle de konuştum
‘ tabi hocam memnun oluruz, çocuklar da çok sevinecek buna' dedi
Arkalardan yine sesler gelmeye başladı. ‘ Söylemiştim oğlum bu müdür sırf bizi gıcık etmek için okula, başka ülkelerden bile hoca getirtir diye ‘
Hoca, En son hangi konuda kaldığınızı bilmiyorum ama bugün şiire kanatlarını veren akımın öncülerinden birinin doğum günü.
Bütün sınıf ‘Kim ’ ? diye soru ile yanıt verdi.

Omo akımını duydunuz mu çocuklar ?
Arkadan bayat espiri sesleri gelmeye başladı, . ‘ Evet hocam reklamlarda her gün görüyoruz o akımı’
(Kendisinden başka gülen olmadı tabi ki )

Neyse çocuklar şiire kanatlarını geri veren akımın öncüsü dedik, OMO akımı dedik,
Peki kimdir bu OMO akımı( diğer bir adı ile Garipçiler Akımı )nı oluşturan kişiler ?

Yusuf S. ’ Hocam neden Garipçiler diyorlarmış ?’
Çünkü onlar şiirlerini halka mal etmeye çalıştılar, aynı zamanda “Birinci yeni” olarak da tanınıyorlar.
Ki onlar kalıplara, kurallara hapsedilmiş şiiri, kurallardan kurtararak özgür bırakmışlardır.

Orhan veli kanık
Melih Cevdet Anday
Oktay Rıfat Horozcu
Bu üç büyük şair, günümüzde şiirin bağlanacağı tek şeyin duygular olduğunu insanlara anlatmaya çalıştı ve başardılarda.
İşte bu üç büyükten olan Orhan Veli Kanık’ın doğum günü bugün.
Her ne kadar ölümü üzücü ve ölüm şekli ondanda üzücü olsa da bu ülkenin büyük bir değeriydi Orhan Veli Kanık.
(Bunu söylerken hocanın gözlerine tebessümle karışık bir acının yansıdığını fark etmemek mümkün değildi)
Teneffüse 5 dk. Kalmıştı.
Hoca saatine baktı.
Sizin ne düşündüğünüzü bilmiyorum ama benim için keyifli bir ders oldu çocuklar, keşke daha fazla vaktimiz olsaydı da uzun uzun anlatabilseydim.

Ders bitmeden sevgili Orhan Veli’nin son şiirinden son mısrasını sizinle paylaşmak isterim, lütfen zil çalsa bile dinlemeye devam ediniz.

( Günlüğümde şiirin sadece birkaç cümlesi vardı. Muhtemelen o zamanlar hatırlayamadığımdan aklımda kalanları yazmış olmalıyım.)
( Şiirin adı da yazılı değildi. Eksik olmasın diye onu da ekleyip tamamlıyorum)

Aşk Resmi Geçidi

Gelelim sonuncuya.
Hiçbirine bağlanmadım
Ona bağlandığım kadar.
Sade kadın değil, insan.
Ne kibarlık budalası,
Ne malda mülkte gözü var.
Hür olsak der,
Eşit olsak der.
İnsanları sevmesini bilir
Yaşamayı sevdiği kadar.



Resim


-Günlük Derlemeleri 2-







Bugün Orhan Veli Kanık' ın doğum günüymüş. Maalesef internete girince bunu hatırladım.
Bugünün anlam ve önemi için zamanında günlüğüme eklemiş olduğum bu küçük anı geldi aklıma ve sizinle paylaşmak istedim.

Hoşça kalın...
Resim

Cevapla

“Konu Dışı” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir