11. Eminönü saldırısı

İKV için yazdığınız hikayeler, şiirler veya kurgusal eserleriniz
Cevapla
LadyEowyn
İri Fare Avcısı
İri Fare Avcısı
Mesajlar: 72
Kayıt: 08 Kas 2010 16:52
Sunucu: Beyaz Köşk

11. Eminönü saldırısı

Mesaj gönderen LadyEowyn » 20 Şub 2011 15:16

-‘İyi iş başardık. Her yer temizlendi’, dedi Feriha.
-‘Evet. Artık yarın devam edelim onarıma ve yerleşime. Çok yorulduk’, dedi Ahmet.
Tepsi ile son şerbetleri getirdim.
-‘Bunu yan masadan gönderdiler! Hadi içelim’, dedim. ‘Efe’yi gören var mı arkadaşlar?’
-‘Aa! Efsun!’, dedi Salih.
Ardıma baktım ve Efsunun yanımıza geldiğini gördüm. Güçsüz görünüyordu ama meditasyon işe yaramış olmalı.
-‘Neden kalktın?’, diye sordum.
-‘Yatmaktan yoruldum. Sonra Halime teyze burada olduğunuzu söyledi. Şifa Yurdu diye bir şey kuruluyormuş?’
-‘Ama senin bunu bilmen gerekiyordu. Hatta...’, diye başlamıştı Semih.
Efsun’u kolundan tutup diğerlerinden uzaklaştırdım. Onu yormamamızın gerektiğini söyledim.
-‘Şifa Yurdu kurulmasından neden haberim yok’, diye sordu bana.
-‘Kendini iyi hissetmediğin için bununla seni yormak istemedim.’
-‘Şimdi iyi olduğuma göre bana anlatırmısın artık?’ Efsun bana suçlayıcı bakışlarla bakıyordu. Kendimi suçlu hissetmiyor değildim.
-‘Şifa Yurdu İstanbul’da şifacılardan oluşan bir kurum. Eskiden sadece jandarmalara, askerlere ve halka şifa dağıtarak hizmet ediyordu. Agah efendi bu projeye tekrar hayat vermek istedi. Sen hariç tüm şifacılar orada. Bu sefer Şifa Yurdu, kendilerini savaşta geliştirmek ve büyülerle ilgili yetiştirmek içinde kuruldu. Şifacı arkadaşlarımız derste verecekler yani.’
Efsun sustu. Yüzüme bakmıyordu.
-‘Sende onlara katılacakmısın?’, diye sordum.
-‘Bilmiyorum’, dedi ve diğerlerinin yanına gitti. Anladım. Kızmıştı bana günlüğünü okuduğum için. Ve tabi ki ondan Şifa Yurdu’nu sakladığım için.

-‘Duydun mu Eminönündeki yeni planını?’, dedi Mebrure hanım. ‘Şifa Yurdunu tekrar kurmaya karar verildi.’
-‘Bu sence iyi bir şey mi?’, dedi Yeni Bab-ı Ali Komutanı.
-‘Zaman gösterecek. Düşmanlarımız bunun haberini alırsa yok etmek için ellerinden geleni yapacaklar.’
-‘Bende bundan korkuyorum. Peki eski kurallar halen geçerli mi? Klan savaşcıları...’
-‘Klan savaşcıları bizim savaşımızda yanımzda olmadıkları gibi Şifa Yurdu onların yanında olmayacakdırç. Birbirlerini yemekle meşguller! Şifa Yurdu sadece Teşkilat neferleri ve siviller içindir. Bu kadar.’
-‘Anladım’. dedi Yeni Bab-ı Ali Komutanı. ‘Bu haber sana nasıl ulaştı?’
Mebrure hanım gülmeye başladı. ‘Şifa Yurdu projesine tekrar hayata geçirmek benim fikrimdi. Gerekli kitaplar benim sayemde ulaştı Agah efendiye. Bu düşüncemi onunla paylaştığımda çok memnun oldu. Aslında onun düşüncesini ona söyledim. Agahı iyi tanırım. Şifa Yurdu kurulduğunda çok sevinmişti, yıkıldığında çok üzülmüştü. Bu sefer işler başka olacak. Bu sefer kimse dokunamayacak şifacılarımıza.’
-‘Peki hangi şifacılar katıldı? İsteyen herkez katılabilir mi?’
-‘Mağaradaki düşmanı yenmeye giderken içeriye 16 asker girdiler. Karşılık çıkardığımız için Agah buraya gelmişti. O sırada ona teklif ettim: içeriden sağ çıkan şifacılara bir teklif sunalım. Hepsi kabul etmişler, Efsun hariç. Agah bana o gün katılmıştı, ‘o şifacılarda çok iş var’ demişti bana. Sen klan liderlerini oyalarken bende onunla tüm detayları konuştum. Dört şifacıdan üçü katıldı. Onları öğretmen olarak mezun ettikten sonra işimiz bitmiyor. Çok geniş bir kadroya ihtiyacımız var. Öğretmenler çaylaklara ve çocuklara ders verecekler. Tüm öğrenciler savaşta şifacı olarak yer alacak. Kitaplar yazılıp basılacak...’
-‘Çok büyük bir büççen var galiba.’
-‘Hayır. Hiç yok aslında. Agah, Agah efendi olmadan önce, 25 aralık’tan önce ne iş yapıyordu?’
Komutan gülümsemeye başladı.
-‘Kitaplar patrondan anlaşılan.’
-‘Mısır Çarşısındaki arkadaşlarımızda yardım edeceklerdir. Bu kurum para kaynağı değil ve hiçbir şekilde para kazanmayacaktır. Biliyorum, çok para gerekli olacak ama sırf Şifa Yurdunu kurmak için değil. Yetiştirdiğimiz öğretmenlere maaş ödeyebilmemiz gerekli.’
Mebrure hanım sustu ve gözlerini kapattı. Belli idi, bu projeyi canından çok istiyordu ve başarısızlığı kaldıramazdı. Ama şuan para kaynağı sınırlı olduğu için herşey başlamadan biteceği için korkuyordu.
-‘Aslında bir fikrim var ama asla kabul etmeyeceksiniz’, dedi Yeni Bab-ı Ali Komutanı.
-‘Şuan para konusunda o kadar çaresiziz ki herşeyi dinlemeye hazırım.’
-‘Klanlara para karşılığında şifa dağıtabiliriz’, dedi Komutan.
Mebrure gözlerini açtı ve Komutana çok sert bir bakışla: ‘Haklısın. Kabul etmeyeceğim’, dedi ve odasına gitti. Daktilosunun başında yazılarını yazıyordu yine.

Nihayet Efeyi bulmuştum. Aslında o bizi buldu ve bize doğru geldi.
-‘Ne oluyor arkadaşlar? Herkez burada olduğunuzu söyledi ama nedenini bilen yok’, dedi Efe.
-‘İçeri gir anlatayım’, dedi Nur.
Biz son işleri bitirirlen Nur ve Efe dışarıya çıktı. Hepimiz uyumaya gidecektik ki, Efe’yi kolundan tuttum.
-‘Nerelerdeydin sen?’
-‘Işık’la konuşuyorduk.’
-‘Çok mu önemliydi? Saatlerdir yoktun.’
-‘Ata bak, çok yorgunum. Yarın konuşsak?’
-‘Tamam, sorun değil. Biz yarın yine buradayız. Sen?’
-‘Çınar Altı’na gitmem gerek.’
-‘Anladım. Işığın yanına.’
-‘Ata! Bilmediğin şeyler var!’
-‘Anlat o halde!’, dedim sinirli bir şekilde. ‘Seninle artık yakın arkadaş olduğumuzu sanıyordum. Yanılmışmıyım?’
-‘Hayır! Yanılmadın ama şuan anlatamam. Güven bana. Bazı şeylerin cevapları onda. Hem Efsun için meditasyon büyüsü yapıldı mı?’
-‘Evet yapıldı. İşede yaradı’, dedim. Işığın yardım ettiğini unutmuştum bir an. ‘Tamam. Yarın akşam mı göreceğiz seni artık? Biri sorarsa ne diyeceğim?’
-‘Akşam göreceksin beni ve diğerlerine doğruyu söyleyebilirsin. Sana nerede olduğumu sakla yada yalan söyle demedim.’
-‘Tamam peki.’
-‘Hadi uyuyalım artık’, dedi Efe ve kolumdan beni çekti. Tam içeriye girecektik ki koşarak biri bize doğru geldi.
-‘Yardım edin! Eminönü’ne Fare adamlar geliyor!’
-‘Sakin ol! Neredeler? Kim söyledi?’, dedi Efe.
-‘Kendim gördüm! Abim jandarmalarda benim! Onun yanında dikiliyordum sonra Fare adamları gördüm. Abim beni hemen size yolladı.’
Efe bana baktı: ‘Yürü. Hemen gidip durdurmamız gerek.’
Çocuğada: ‘İçeri gir, Efe ve Rüzgar’ın yardıma ihtiyaçları var de. İçeride silah arkadaşlarımız var. Onları bize anlattıklarını anlat ve içeride kal’, dedi.
Silahlarımızı çektik ve koşmaya başladık. Gerçektende öyleymiş. Fare adamlar Mısır Çarşısına doğru geliyorlardı.
-‘Efe bunlar biliyorlar!’, dedim.
-‘Neyi biliyorlar?’, dedi bana.
-‘Bugün ne amaçla burada ne yaptığımızı!’
Şifa Yurdu’nu duymuşlar! Nasıl?
Efe onlara doğru bir kaç adım attı ve onlara konuştu:
-‘Buradan geri çekilirseniz sizi bugün öldürmeyeceğimize söz veriyorum!’, dedi Efe Fare adamlara. Hepsi gülmeye başladı. Daha yaklaşmaya çalışıyorlardı. Efe nişan aldı ve tabancasıyla birisinin kafasına sıktı. Gülmeleri durdu. Hepsi bir anda silahlarını çekti ve üzerimize doğru geliyorlardı.
-‘Tetikciler arkada bekleyin!’, diye bağırdı içlerinden birisi. Fare adamlar üzerimize geliyordu.
-‘Ata? Boyunlarına ve kollarına nişan al! Oralarında zırh yok!’
Silahlarımızı elimize aldık ve onlara doğru yürüdük.
-‘Dikkat et Efe! Buralarda yan sokak çok! Arkanı ben kollarım!’
Ben Fare adamlarının kılıcımla kafalarını boynundan keserken, Efe onların kollarını kesiyordu. Onlara acı çektiriyordu! 50’ye yakın Fare adam öldürdük. Yarısının kafası yerlerde yuvarlanıyordu, yarısının kolları kesilmiş, yere düşmüş ağlıyorlardı. Kolsuz olanlar bahsettiğim yan sokaklara doğru kaçtılar. Haklıyım! Orada birşeyler olacak, eminim!
-‘Efe, tetikciler kaldı... Çok büyük sayıdalar!’
-‘Farkındayım! Arkadaşlarımız gelene kadar idare edeceğiz. Hayatta kal kardeşim. Seninde arkanı ben kollarım, merak etme.’
Tetikciler nişan almışlardı. Bayrağın altınayız ve sığınacak hiçbiryerimiz yok. Efe elime bir tabanca sıkıştırdı.
-‘Ben bunu kullanmasını bilmiyorum ki!’, diye bağırdım.
-‘Elin titremiyor! Nişan al, tetiği çek! Başarabilirsin!’
-‘Efe!’
-‘Kapa çeneni Ata! Başka bir fikrin varsa söyle, hemen yerine getirelim!’
-‘Var!’, diye bağırdı Akın. Arkamıza baktığımzda arkadaşlarımız ellerinde silahlarıyla bizi desteklemeye geliyorlardı. Efe gülümsemeye başladı. ‘Tam zamanında’, dedi ve Fare adamlardan biri ortaya çıktı. Hepsinden daha büyüktü.
-‘Şifacı kadını öldürün’, diye bağırdı. Tetikciler ateş almaya başlamışlardı. Efe kafalarına nişan alarak çoğunu öldürdü. Ben zorlukla hayatta kalmayı çabalıyordum. Arkadaşlarımız tam zamanında geldi. Onlar olmasa çoktan ölmüş olurduk. Sayıları gittikce azalınca yan sokaklardan Fare adamlar koşmaya başladı.
-‘Ata! Mermilerim bitmek üzere!’, bağırdı Efe.
-‘Mermilerin bitiyor ve onlar çoğalıyor! Ne yapıcağız?’, diye cevap verdim.
-‘Arkadaşlar! Oradan uzaklaşıp yanımıza doğru gelin! Sizi koruyacağız!’, diye bağırdı Semih.
Arkamı döndüğümde tüm savaşcıların elinde menzilli silahların olduğunu gördüm. Bir benim yoktu! İ i ‘Ama Durdurma gücüne sahipsin’, diye hatırladım! Evet! Durdurma büyüsü!
-‘Efe, önce sen git!’
-‘Ata...’
-‘Kapa çeneni ve kımılda!’, diye bağırdım. Tetikcilerin sayıları tekrar azalıyordu ama yan sokaklardan gelen Fare adamlar çok iyi nişan alıyordu. Zırhlarımız zor dayandı. İçlerinden üç tanesi bize yaklaşmaya çalışıyorlardı. Birini Efe fark etti ve kafasına nişan alıp onu öldürdü. Diğerine Durdurma büyüsünü yaptım ve dahada uzaklaştık. Son olanı bize doğru ateş ederek koşuyordu. Efe ateş etmek istedi ama mermilerin bittiğini fark etti. Ben ateş ettim ama hep ıskaladım.
-‘Ata panik yapma! Nişan alıpda ateş et!’, diye bağırdı Efe.
Hala ateş ediyordum ama hala ıskalıyordum. Sonra Fare adam koşmamaya ve daha yavaş ateş etmeye başladı. Bir kaç saniye içinde koşmuyordu bile ve ateşde edemiyordu. Yere yığıldığında arkamdan bir ses bağırdı:
-‘Zehirledim onu aptallar! Oyalanmayın orada ve hemen buraya gelin!’, diye bağırdı Efsun.
Fare adamların son ikisi kalmıştı. İkiside bize doğru nişan aldı ve ateş etti. Onlar ateş ettiği aynı anda Sezgi ve Akın onlara saldırdı. Onlar öldü. Efsun yaralandı ve bağırmaya başladı. Hepimiz etrafında toplandık.
-‘Salih! Alper! Birşeyler yapın!’, dedim. İkiside birşey yapmadı.
-‘Nur! İyileştir onu!’, dedim.
-‘İyileştiremezler’, dedi Işıl.
-‘Ne demek iyileştiremezler’, diye bağırdım ve yaralarını aramayı başladım. Kaburgalarında ik delik gördüm ve ikisinide elimle kapadım. ‘Birşeyler yapın!’
-‘Mermileri çıkartmadan iyileştiremeyiz’, dedi Alper.
-‘Vakit kaybediyoruz! Hemen içeri götürelim!’, dedi Semih.
Biz onu içeriye taşırken Süleyman Nur’a sordu:
-‘Ama her türlü yarayı ve zehirlenmeyi iyileştiriyorsunuz sandım.’
- İyileştirebiliriz ve yaralar kapanır, bu kolay. Ama işin kötü yanı mermiler kaburgaların içerisinde kaldığı süre Efsun için iyi olmaz. Hem çok acısı olur hem onun rahat hareket etmesini bozabilir.’
-‘Ne yapmamız gerek peki?’, dedim.
-‘Benim bir fikrim var’, dedi Semih ve Halit’e doğru baktı. Halit kafasını salladı ve bıçağını çıkardı.
-‘Bir kaç ay önce bende yaralanmıştım. Halit bıçakla mermileri çıkardı ve sonra şifacılar hemen iyileştirdi’, dedi Semih.
Efsun sayıklamaya başlıyordu. Acısı çoğalıyordu.
-‘Çok kan kaybetti. Onu başka bir yere götüremeyiz ve kimseler buraya gelmez’, dedi Semih.
Yine elim kolum bağlı olanları izledim.
-‘Tamam. Bıçağı nasıl temizleyip sterilize edeceğiz?’, diye sordu Efe.
Işıl silahını çıkartıp üzerinde bir ateş tuttu.
-‘İşte bu iyi fikir’, dedi Semih ve bıçağı ateşe tuttu. Bir kaç saniye sonra bıçağı Halit’e verdi ve Halit önce bana baktı.
-‘Birini çek Rüzgar’, dedi. Şaşkın şaşkın baktım.
-‘Ellerini kastetti!’, dedi Sezgi.
Sol elimi çektim. Halit besmeleyle beraber bıçağın ucunu Efsun’un kaburgasına soktu. Efsun çığlık atmaya başladı. Halit bıçağın ucunu merminin altına kaydırarak, Efsun’un vücudundan çıkarttı.
-‘Alper şimdi,’ dedi Halit. Alper hemen yara ile ilgilendi. Halit tekrar bana baktı ve ben sağ elimide çektim. Halit aynı şeyi tekrarladı ama çok uzun sürdü. Efsun bir süre bağırdı ama çığlıkları sona erdi.
-‘Ne oldu?’, diye sordu Ahmet.
-‘Acısından bayılmış olmalı’, dedi Feriha.
-‘Elini çabuk tut!’, dedim Halit’e.
-‘Mermi kemiğe çok yakın! Saplanmışta biraz! Olduğu kadar hızlı ve dikkatli olmaya çalışıyorum’, dedi Halit. Halit bıçağı ile yaraya daha çok bastırdı ama işe yaramadı. Bıçağı çıkardı.
-‘Semih yardım et’, dedi ve Semih Halit’in yanına çöktü. Semih yarayı eli ile biraz daha açtı ve Halit bıçağı tekrar yaranın içine soktu.
-‘Bu çok acıyacak biliyorum ama ne olursun beni affet’, dedi Efsun’a.
Halit mermiyi bıçağı ile yaranın dışına fırlattı. Mermi çıkar çıkmaz Semih ellerini çekti ve Nur yara ile ilgilendi.
-‘Geçti’, dedi Halit.
-‘Tamam. Biz onu odasına götürelim’, dedi Fatma.
Efsunu kollarıma aldım: ‘odası hala dağınık’, dedim ve onu odama götürdüm. Yatağıma yatırdıktan sonra dışarıya çıktım. Efe beni bekliyordu.
-‘Zor bir gündü yine, değil mi?’, dedi bana.
-‘Yanımda olduğundan beri üçüncü kez yaralanıyor! Hepsi benim yüzümden!’
-‘Sana kendini suçlama desemde kendini suçlayacağını biliyorum. Ama bunu yinede söylemem gerek: Efsunda bizim gibi Teşkilat neferi, hatırladın mı? Yaralanma ve ölme riski hepimizde var! Ayrıca o fare’nin ne bağırdığını duydun mu? Onlar Efsun için buraya geldiler. Şifa Yurdu için değil.’
-‘Ama Efsun’dan ne istiyorlar ki? Neden Efsun?’
Efe çenesini kaşıdı ve biraz düşündü.
-‘Belki Meteor Bölgesinden getirdiğin kitaplarda birşeyler yazar? Yada Agah efendi bilir belki. Saat geceyarısı olacak Ata. Uyuyalım. Yarın sabah konuşalım artık bunları.’
-‘Bu işin peşini bırakmayacağım! Nedense tüm yaratıklar Efsunun peşinde! Onu benden almalarına izin vermeyeceğim!’
-‘Senden mi?’, diye sordu Efe ama cevap vermeden uzaklaştım.

LadyEowyn
İri Fare Avcısı
İri Fare Avcısı
Mesajlar: 72
Kayıt: 08 Kas 2010 16:52
Sunucu: Beyaz Köşk

Re: 11. Eminönü saldırısı

Mesaj gönderen LadyEowyn » 20 Şub 2011 21:43

11 olmasi gerekiyordu ama kime bildirirsem bildireyim yardimci olan yok. okuyanin bilgisi olsun diye soyledim ;)

Kullanıcı avatarı
HellRiDerS
Fareli Köyün Kavalcısı
Fareli Köyün Kavalcısı
Mesajlar: 2891
Kayıt: 04 Ara 2009 18:10
Sunucu: Teşkilat
Klan: Lodos

Re: 11. Eminönü saldırısı

Mesaj gönderen HellRiDerS » 24 Şub 2011 09:57

LadyEowyn yazdı:11 olmasi gerekiyordu ama kime bildirirsem bildireyim yardimci olan yok. okuyanin bilgisi olsun diye soyledim ;)

Konuyu raporlamanız yeterliydi. Başka bir arkadaşınız raporlamış 11 olarak düzeltirldi.

İyi Forumlar.
Koray YAR

Kullanıcı avatarı
DerindekiSIR
Sahaf Yardımcısı
Sahaf Yardımcısı
Mesajlar: 145
Kayıt: 13 Oca 2011 06:45

Re: 11. Eminönü saldırısı

Mesaj gönderen DerindekiSIR » 25 Şub 2011 13:53

Hellriders yazdı:
LadyEowyn yazdı:11 olmasi gerekiyordu ama kime bildirirsem bildireyim yardimci olan yok. okuyanin bilgisi olsun diye soyledim ;)

Konuyu raporlamanız yeterliydi. Başka bir arkadaşınız raporlamış 11 olarak düzeltirldi.

İyi Forumlar.
:) Düzeltildiğine sevindim ben raporlamıştım.

Kullanıcı avatarı
DerindekiSIR
Sahaf Yardımcısı
Sahaf Yardımcısı
Mesajlar: 145
Kayıt: 13 Oca 2011 06:45

Re: 11. Eminönü saldırısı

Mesaj gönderen DerindekiSIR » 25 Şub 2011 13:55

Raporlamak için sağ tarafta bulunan ünlem işaretine tıklamanız yeterlidir.

LadyEowyn
İri Fare Avcısı
İri Fare Avcısı
Mesajlar: 72
Kayıt: 08 Kas 2010 16:52
Sunucu: Beyaz Köşk

Re: 11. Eminönü saldırısı

Mesaj gönderen LadyEowyn » 26 Mar 2018 21:46


Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir