ERG (Kitap)

İKV için yazdığınız hikayeler, şiirler veya kurgusal eserleriniz
Kullanıcı avatarı
Volfied
Forum Yetkilisi
Forum Yetkilisi
Mesajlar: 117
Kayıt: 06 Nis 2018 14:14

Re: ERG (Kitap)

Mesaj gönderen Volfied » 26 May 2018 23:28

Fazıl'ın Bilge Hanım'a böyle bir müdahalede bulunmasına gerçekten inanamadım yada inanmak istemediğim için tekrar tekrar okudum. Böyle bir olayın yaşanması üzücü oldu :(
İstanbul Kıyamet Vakti İletişim/Destek Formu İçin Tıkla!
Forum Kanalındaki Faydalı Konular

İstanbul Kıyamet Vakti'nden Haberdar Olun!
Resim Resim

Kullanıcı avatarı
Retaliation
Kıyamet Yazarı
Kıyamet Yazarı
Mesajlar: 5094
Kayıt: 27 Haz 2015 13:39
Sunucu: Eminönü
Klan: Arzın Çocukları
Lonca: Raiders Of Anatolia
Konum: İstanbul

Re: ERG (Kitap)

Mesaj gönderen Retaliation » 27 May 2018 00:11

Amacı yolundan doğru-yanlış yargısını baltalayan Fazıl, kanunundan ödün vermiyor. :)
Resim

Resim

Kullanıcı avatarı
yun1010
Yasemin'in Gözcüsü
Yasemin'in Gözcüsü
Mesajlar: 1274
Kayıt: 11 Ara 2009 10:13
Sunucu: Teşkilat
Klan: Lodos
Lonca: Ancient Legends
Konum: Şanlıurfa / Viranşehir
İletişim:

Re: ERG (Kitap)

Mesaj gönderen yun1010 » 27 May 2018 17:25

Retaliation yazdı:
27 May 2018 00:11
Amacı yolundan doğru-yanlış yargısını baltalayan Fazıl, kanunundan ödün vermiyor. :)
Allah fazılın belasını vermesin Madem öldürecekti ne diye o kadar koştu bilgenin peşinden ahmak! :unamused:
------------------------------------------Ancient Legends Lonca Lideri-----------------------------------------
Instagram hesabıma göz atmak istersen: Instagram.com/dolphinwolf_
Youtube Kanalım: https://youtu.be/Wc6FdnTM9jc

Kullanıcı avatarı
Plafect00
FareAdam Düşmanı
FareAdam Düşmanı
Mesajlar: 476
Kayıt: 11 Mar 2017 15:14
Sunucu: Eminönü
Klan: Arzın Çocukları
Lonca: Raiders of Anatolia

Re: ERG (Kitap)

Mesaj gönderen Plafect00 » 27 May 2018 20:55

BÖLÜM 4.19 [ESKİ BİR DOST]

Odasına girdi, paltosunu askılığa astı. Odada loş bir ışık vardı. Hatta öyle ki, odanın bazı yerleri tamamen karanlıktı. Hızla masasının arkasına geçip sandalyesine çöktü. Bacakları tutmuyor gibiydi. Gömüldüğü sandalyede otururken dirseklerini masaya koydu, başını kollarının arasına aldı.
- Ne yaptım ben?

Yarım dakika kadar sessizliğin içine daldı. Karısının cesedi gözünün önüne geliyordu. Platformdan aşağı süzülen kanları anımsadı. Karısı olması, ona duyduğu aşk bir yana, o Bilge Hanım’dı. Ona büyük bir saygı da duyuyordu. Sırf zekasına duyduğu saygıdan dolayı bile ona bunu yapamazdı. Ama yapmıştı işte. Kendisini tanıyamıyordu, bir yaratıktan fazlası olmadığını düşündü.

Yarım dakikalık bu düşünce keşkemekeşinden onu koparan bir ses oldu. Odada yalnız olduğunu sanıyordu, duyduğu sesle irkildi, ayağa kalktı, seri bir şekilde eli silahına gitti. Bu bir cümleydi. Çok çok kısa bir cümle. Başta irkildiğinden cümleyi anlayamamış olmalıydı ama şimdi anlamıştı. Fazıl’ın kitaplığının yanındaki, odanın şu anda ışık almayan köşelerinden birine kitap okumak için koyduğu koltuğa doğru baktığında, sesin orada oturan adamdan geldiğini anladı.
- Doğru olanı...

Işığı açsaydı onun kim olduğunu anlayabilirdi ama bunu yapmak istemedi. Yalnızca adamın bir fötr şapkası olduğunu, bacak bacak üstüne attığını, çenesinin önündeki ufak kızıl halkadan ve yükselip bir ışığın önünden geçerken görünen dumandan anladığı kadarıyla sigara içiyor olduğunu farkedebildi.

Adam öyle bir yerde oturuyordu ki ileriye doğru uzansa yüzü ışık alacak, görünecekti. Tam olarak karanlık noktanın içine saklanmayı başarmıştı. Fazıl bunun bir suikastçi olabileceğini düşündü ama umrunda değildi. Eğer buraya kadar girebildiyse zeki bir adam olmalıydı. Onunla konuşmak istiyordu.
- Kimsin?
- (Sigarasını koltuğun kolluğuna koyduğunda görünen elinin işaret ve orta parmaklarının arasına aldı.) Eski bir dost.

Hayır, bu bir suikastçi olamazdı. Fazıl’ı iyi tanıyor gibi konuşuyordu.
- Madem seni tanıyorum, bana yüzünü göstermekten çekinmezsin sanırım.
Adam derin bir nefes aldı, ayağa kalktı. Fazıl sandalyesine devrildi. İşte şimdi adamın yüzü gayet netti. Fazıl bunun nasıl olabileceğini düşününüyordu. Şayet karşısında kanlı canlı duran, İhsan Sevener’in ta kendisiydi.

Kullanıcı avatarı
Retaliation
Kıyamet Yazarı
Kıyamet Yazarı
Mesajlar: 5094
Kayıt: 27 Haz 2015 13:39
Sunucu: Eminönü
Klan: Arzın Çocukları
Lonca: Raiders Of Anatolia
Konum: İstanbul

Re: ERG (Kitap)

Mesaj gönderen Retaliation » 27 May 2018 23:44

Muhammed ile şaşırmaya doğru...
Resim

Resim

Kullanıcı avatarı
BayTerapi
Sivri Ada Kaşifi
Sivri Ada Kaşifi
Mesajlar: 2239
Kayıt: 02 Nis 2016 22:16

Re: ERG (Kitap)

Mesaj gönderen BayTerapi » 27 May 2018 23:55

Retaliation yazdı:
27 May 2018 23:44
Muhammed ile şaşırmaya doğru...
:') :')
-Jeremain
-United
-BayTerapi

Murat

Kullanıcı avatarı
Plafect00
FareAdam Düşmanı
FareAdam Düşmanı
Mesajlar: 476
Kayıt: 11 Mar 2017 15:14
Sunucu: Eminönü
Klan: Arzın Çocukları
Lonca: Raiders of Anatolia

Re: ERG (Kitap)

Mesaj gönderen Plafect00 » 28 May 2018 18:58

BÖLÜM 4.20 [FİTNE]

- Savaşlar, silahlarla kazanılmaz, Domuz Bey.
- Elbette azizim, elbette. Stratejiler, gerçek askerler...
- Ben bunlardan bahsetmiyorum. (Domuz, şaşkın bir ifade takındı.) Fitne, Domuz Bey. Fitne... (Domuz, elini arada fıtratına özgü garip sesler çıkarttığı tombul gırtağına götürdü. Düşünceli görünüyordu.) Abdulkadir’in ölümünden halk çok etkilendi. İnsanlar zaten Teşkilat’tan nefret ediyorken şimdi daha da bilendiler. Üstüne bir de Bilge Hanım’ın infazı. (Domuz bunu biliyordu. Bu olayı ne zaman duysa -şimdi de olduğu gibi- üzülüyor, suratını asıyordu.) İnsanlar tüm bu olanların faili olarak bizi görüyorlar.
- (Düşünceli hali dağıldı.) Bu nasıl olur? Tüm bunlar Fazıl Efendi’nin hatası. Halka gücünü ve iradesinin sarsılmazlığını kanıtlamaya çalışırken çok büyük hatalar yaptı.
- Gizitler bunu umursar mı sizce? Dolaylı ya da değil tüm bunların sorumlusu onlara göre biziz. Gizitlerin sembolü olmuş diyebileceğimiz bu iki kişinin ölümü onları birbirine sıkıca bağlayacaktır. Çünkü artık birbirlerinden başka kimsenin onları koruyabileceğini düşünmüyorlar. Belki bir de Korcan... İşte bu, silahlardan çok daha tehlikeli bir durum. Onları birbirinden ayırmalıyız, fitne çıkarmalıyız.
- Abdulkadir’in aslında bir hain olduğunu falan mı yaymalıyız?
- Hayır, hayır Domuz Bey. Siz onların kahramanlarını hedef almayı düşünüyorsunuz, en bağlı oldukları kişileri. Onlara laf atan herhangi biri gizitler için potansiyel bir vatan haini sayılabilir. Bu, akıllıca olmazdı.
- Öyleyse?
- (Masada duran kadehi eline aldı.) Yönetim konusunda muhteşemsiniz Domuz Bey ancak kafanız hainliğe hiç basmıyor. (İçkiden bir yudum aldı. Kadehi elinden bırakmadan Domuz’a öyle bir bakış attı ki sanki müttefiki değil düşmanıydı. Her zaman ki o sakin ifadesi dağılmıştı. İfadesini bozmadan) Benimse işim bu. (Tekrar eski haline döndü. Kadehi masaya bırakıp Domuz’a arkasını verdi, odada volta atmaya başladı.) Siz, Gizitlerin hala büyük bir sadakatle Fazıl Bey’e bağlı olduklarını düşünüyorsunuz. Ancak neticede Nureddin ve Bilge Hanım gibi halkın saygı ve sevgisini kazanmış iki As Giziti vuran biri o. Halkının gözünde sarsılmaz adalet sahibi görünmeye çalışırken bir cani gibi görünmekten öteye gidemedi. Ne kadar büyük bir sadakatle Fazıl Bey’e bağlı olurlarsa olsunlar platformun üstündeki o hali, gazetedeki fotoğrafları akıllardan silinmeyecek, Domuz Bey. (Pencerenin önünde durdu. Sırtı hala Domuz’a dönüktü.) İşte ben onun bu yaptıklarına düğüm derim. Düğüm ne demektir bilir misiniz Domuz Bey? (Arkasına dönüp baktığında Domuz’un bakışlarından onunla dalga geçtiğini sandığını anladı. Gülerek) Hayır, hayır tabiki düğümün ne demek olduğunu biliyorsunuz. Ben bu kelimeyi mecazen kullanırım. Bir ip düşünün ve bir de halka. İpi halkadan geçirmekte zorlanmazsınız. Ancak eğer o ip bazı yerlerinden düğümlenmişse, o zaman... Çok zorlanırsınız, hatta belki başaramazsınız bile. İşte bu ip, Gizit Klanı’nın davası, halkaysa başarının sembolü. Her bir düğümse hataları ifade ediyor. İpin halkadan geçmesi için çok az düğüm atmış olmalısınız.
- (Siyah’ın karmaşık cümleleri ve rahat üslubu her zaman olduğu gibi Domuz’un sinirini bozdu. Ayağa kalkıp içki almak üzere sehpanın yanına giderken) Ne anlatıyorsun Siyah? (Kendine bir içki doldurdu.)
- Yanınızda birisi önce bir ipe düğüm atıp sonra onu bir halkadan geçireceğini söylese inanır mıydınız?
- (Geçiştirmek amacıyla Siyah’ın istediği cevabı vermek istedi.) İnanmazdım tabi.
- İşte halkı da Fazıl Bey’e inanmıyor. Onun gaddarlığını gördüler. Üstelik savaşta da vaziyetleri eskisine oranla berbat.
- Yani?
- Yani, Fazıl’ın üstüne oynamalıyız. Dedikodular yaymalı, itibarını sarsmalıyız. İnsanların ona olan inancını kırmak, bu saatten sonra savaşı kazanmamızın tek yolu.
- Bu çok zor.
- Düğümler, Domuz Bey. Düğümler... İnsanların ona olan inancı eskisi kadar kuvvetli değil.
- (İç çekti.) Peki. Nasıl becereceğiz bu işi?
- Onu bana bırakın, siz sadece törendeki konuşmanıza yoğunlaşın. İyi bir iş çıkartmalısınız, öyle değil mi?

Domuz tam kadehini masasının üstüne koymuştu ki tören alanından gelen patlama sesiyle irkildiler.

Kullanıcı avatarı
Plafect00
FareAdam Düşmanı
FareAdam Düşmanı
Mesajlar: 476
Kayıt: 11 Mar 2017 15:14
Sunucu: Eminönü
Klan: Arzın Çocukları
Lonca: Raiders of Anatolia

Re: ERG (Kitap)

Mesaj gönderen Plafect00 » 29 May 2018 21:20

BÖLÜM 4.21 [ÖLÜ ADAM]

Gözlerini yerlerinden çıkacakmış gibi germişti. Masanın arkasında, ayakta İhsan Bey’e bakıyor, yaklaşmaya korkuyordu.
- Bu, bu... İmkansız!

İhsan Bey gülümsedi, bir içki aldı. Dönüp tekrar köşedeki koltuğa oturdu. Yeniden karanlıktaydı.
- Erg... İmkansız sandığımız şeyleri olağan kılıyor.
- Alnının ortasından bir kurşun yiyip yanıbaşıma yığıldın.
- Sakinleşmelisin Fazıl, oturmaya ne dersin?
- (Oturdu.) Ama, ama erg yoktu. Yani onu bulmuştuk ama hiç kullanmadık. Zaten ergemimiz olmadan, gücü enerjiye dönüştürmeden bu, bu... (İmkansız diyecekti ama İhsan Bey’in az önce kurduğu cümleyi anımsadı.)
- Büyünün ne olduğunu bilmiyormuş gibi konuşuyorsun. (Fazıl dikkat kesildi. Bu konuda hiçbir şey bilmiyordu.) Şifacıların bir yeteneği vardı Fazıl. Can kurtaran... Bu yetenekleriyle insanları çeşitli etkilerden koruyabilirlerdi. Alnından vurulan birini hayatta tutmak gibi şeyler bile yapabilirlerdi.
- Böyle bir büyü olduğunu biliyorum ama bir şifacı bulmuş olamazsın.
- Elbette bulamadım, günümüzde herhangi sınıftan bir nefer olmadığını biliyoruz. (Fazıl, İhsan Bey’in büyüyü kendisinin yaptığını ima ettiğini anladı. Sanki yüzündeki ifadeyle “Nasıl olur?” diyordu.) Büyüyü öğrenmek çok uzun zamanımı aldı. Sandığımın aksine zeka yeterli değil. Yapacağın büyüye yoğunlaşmak, ergi dönüştürmek büyük bir çaba gerektiriyor. Sadece bu da yeterli değil, ayrıca inanmalısın. Kendine değil, büyüye, büyünün gerçek olduğuna inanmalısın.
- Neden gizlendin peki?
- Hepsi planın parçası... Domuz’u öldüğüme inandırmalıydım. Aksi takdirde peşimi bırakmayacaktı. O gün odada tanıdığı tek kişi bendim.

Fazıl, başını kollarının arasına aldı, hala inanamıyordu.
- Peki, neden şimdi?
- (İhsan Bey gülümsedi.) Gerçekten dertleşebileceğin bir dosta ihtiyacın olduğunu farkettim. Davamız için öldüm, davamız için dirildim.
- (Fazıl, İhsan Bey’i sorgulamakla ne kadar büyük bir hata yaptığını farketti. Alacağı yanıtın, tahminiyle aynı olduğundan korkarak) Peki yeniden klanın başına...
- Hayır, hayır dostum. Klanımızın lideri sensin. Ayrıca ortaya çıkmamam daha iyi olacaktır. Halk bir anda hiç tanımadıkları bir kişinin başa geçip Fazıl Efendi’yi yerinden ettiğini görürse hiç hoş olmaz.
- Haklısınız. (Bir kaç saniyelik bir sessizliğin ardından.) İçki?

Kullanıcı avatarı
Plafect00
FareAdam Düşmanı
FareAdam Düşmanı
Mesajlar: 476
Kayıt: 11 Mar 2017 15:14
Sunucu: Eminönü
Klan: Arzın Çocukları
Lonca: Raiders of Anatolia

Re: ERG (Kitap)

Mesaj gönderen Plafect00 » 30 May 2018 23:32

BÖLÜM 4.22 [CANLI BOMBA]

Domuz ve Siyah dışarıya koştuklarında patlama sesinin bir intahar bombacısından geldiğini anladılar. Bu saldırının amacının Domuz’a suikast düzenlemek olmadığı apaçık belliydi. Amaç sadece intikam almaktı, öyle de oldu. Abdulkadir’i öldürdüklerinden dolayı İrfan ve İmdat beylere madalya verilecekti. Patlamada İmdat Bey öldü, İrfan Bey’se ağır yaralandı. Ayrıca törendeki sivillerden ve askeri personelden de çok sayıda ölü ve yaralı vardı.

Domuz’un öfkesi gözlerinden okunabiliyordu. Pembe tondaki suratı kıpkırmızı kesilmişti. Siyah’a döndü:
- Ne gerekiyorsa yap!

Siyah fitne önerisinin kabulünden aldığı hazla oradan ayrıldı. Ne İmdat bey umrundaydı ne de diğerleri.

***************

18 gün Gizitler için hiç iyi geçmemişti. Teşkilat çaldığı silahlara Çemberlitaş’tan elde ettikleri makineleri ekleyince durdurulamaz bir güç haline geldi, savaşın başındaki Gizit Klanı gibi...

Teşkilat, Meteor’un kontrolünü tamamen sağlamakla kalmamış, Eminönü’ne de çıkmıştı. Gizit, tüm çabalarına rağmen sürekli mağlup oluyordu. Teşkilat’ta gelişmiş gizit silahları ve zırhlarının yanı sıra Çemberlitaş hazinesinin şahane araçları ve robotları da olduğundan düşmanını adeta ezip geçiyordu.

Hal buyken Fazıl, sarnıçtaki hummalı çalışmasına daha fazla ehemmiyet veriyordu. Bunca çalışmaya rağmen labaratuvardan ses sada çıkmaması As Gizitlerin canını sıkıyordu. Çünkü yeri geldiğinde Fazıl, devlet işlerini aksatmak pahasına sarnıçta çalışıyordu.

- Durum nedir Fazıl?
- (İhsan Bey’in varlığına alışması bir hafta kadar sürmüştü. 18 gün ise İhsan Bey’le arasının eskisinden farksız olmasını sağladı.) Son rütuşlardayım. Kıyamet bombası, kıyameti getirecek!
- Bunu yapmayı istemezdik ama koşullar gittikçe kötüleşiyor. Bombayı hangi durumda kullanmayı düşünüyorsun?
- Sizce savaşın hangi aşamasında kullanmalıyım?
- Bence, tamamiyle köşeye sıkışana, çaresiz kalana dek kullanmamalısın.
- Söylediğiniz çok doğru ve insancıl. Ancak böyle bir durumda bombayı kullanmaya fırsatımız olmayabilir. Şayet bombanın etki alanında olmak bizler için de ölümcül sonuçlar doğuracaktır. Söylediğiniz ahlaken doğru ama stratejik olarak hatalı İhsan Bey.
- Recai Bey Fakültesi’nden aldığımız şu sınıf sonuncusu çocuğa bak sen! Fazıl, beni de geçtin dostum. Bu kadar değişeceğini düşünemezdim. (Fazıl her zamanki gibi mimiksiz dinliyordu.) Yine de sana bu ikazı yapmamın zaruri olduğunu düşünüyorum: Silahı kullanmadan önce iyice düşünmelisin dostum. Çünkü söylediğine göre bu bomba çok canlar yakacak.

Fazıl tasdik etmek için zoraki bir gülümseme takınarak başını salladı, odadan çıktı.

Kullanıcı avatarı
Plafect00
FareAdam Düşmanı
FareAdam Düşmanı
Mesajlar: 476
Kayıt: 11 Mar 2017 15:14
Sunucu: Eminönü
Klan: Arzın Çocukları
Lonca: Raiders of Anatolia

Re: ERG (Kitap)

Mesaj gönderen Plafect00 » 31 May 2018 22:21

BÖLÜM 4.23 [VURKAÇ]

- Çok güçlüler efendim!

Korcan öfke dolu bir nara patlattı. Bankanın önüne kurdukları siperlerde canla başla mücadele ediyorlardı. Düşmanın Yeni Camii civarına ulaşmasını engellemeliydiler. GBM X robotları imha edildikçe yenileri geliyordu. Domuz, yeni zırhlar üretilmesini ve özel olarak eğitilmiş askerlere giydirilmesini emretmişti. Fazıl ise Furkan’a bir bıçaksırtı zırh üretmeyi düşünmüş ancak koşulları göz önünde bulundurduğunda bunun uzun bir zaman zarfında gerçekleşebileceğinin farkına varmıştı. Ne yazık ki o kadar zamanları yoktu. Savaş’ın bu aşamasında Fazıl, labaratuvara eskisi kadar zaman ayıramıyor, ayırdığında da Transformatör ve Kıyamet Bombası projeleri üzerinde çalışıyordu.

Bu sebeplerden bir Bıçaksırtı zırh üretilmesi pek mümkün görünmüyordu. Korcan da “İstedikleri kadar zırh üretsinler, kullanmayı bilmiyorlar ya!” diyerek Teşkilat’a meydan okuyordu. Üstelik boşa sallamıyordu da, şu ana dek 6 Teşkilat zırhlısını kendi başına halletmişti. O, düşmanlarını parçaladıkça yeni zırhlar üretiliyor, yeni düşmanlar geliyordu.

- Bu hattı ölmeden terk etmek yok!
Yeni makine sipere yaklaşırken havergler hazırlandı. Korcan baltasıyla nişan almış, robotun her adımında dikkatini artırıyordu. Öyle ki yanına bir asker yaklaşıp “Havergler hazır efendim!” demişti ama Korcan bunu duymamıştı. Gözünü bile kırpmadan makineye bakıyordu. Son adımı bekliyordu. Gizitler de havergleri hazırlamış bekliyorlardı. Korcan beklenen emri nihayet verdi: Ateş!

İki düzine kadar Gizit eri haverglerini ateşledi. Makine, üzerine gelen top tufanına dayanamadı, devrildi. Gizitler artık bir makine devirdiklerinde sevinmiyorlardı, Teşkilat’ın sıradakini ivedilikle göndereceğini biliyorlardı.

Teşkilat tekrar geri çekilmişti, Gizitler hala kovalamıyordu. Bu hafta bu, bir rutin olmuştu. Teşkilat saldırıyor, bir robotları paramparça oluyor, sonra geri çekiliyorlardı. Korcan bu işte bir bit yeniği olduğu anlamıştı. Teşkilat bir şeyleri test ediyor olmalıydı. Bunu As Gizitlerle tartışmaya açmalıydı. Tabi önce kendisine yaklaşan habercinin zaten söyleyeceğini bildiği şeyi yapmalıydı; Fazıl’ın emri üzere BGKB’ye gitmeliydi.

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir