1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

Lanetli Kukla 2

Gönderilme zamanı: 01 Haz 2017 17:51
gönderen Retaliation
Issız mavi ve derin... Bir kişinin dışında kimsenin üzerinde bulunmadığı hatta kimsenin ahir zamanda içine dalmaya dahi cesaret edemediği dipsiz denizde kim bilir ne tür saklı türler vardı? Büyük bir giz... Son İnsanlığın, zaten Kadim Hidra'nın derin mavilikten gelişinin ardından daha da şüphe ettiği denizde 'Kim bilir daha neler vardır içerisinde?' dediği Haliç. Meteorların gökyüzünden düşerken, yer küreyi mahvettiği kadar su küreyi de mahvettiğini görebilirdiniz. Bir zamanlar berrak deniz, adeta efsunlanmış bir nesnenin lanete dönüştüğü gibi siyaha çalmaya başlamıştı. Meteorların su kürenin zeminine çakılması ile oluşan karbondioksit ve suyun içerisinde bulunan zehirli gazlarla artık büyük bir tehlike haline gelen denizde, kim bilir meteorlar hangi saklı türleri beraberinde getirmişti?

Evvelce su yüzeyine bırakılmış bir kukla, yüzeyden derinliğe doğru yavaşça aşağıya inmekte idi. Kıyamet zamanları hiç alışılagelmemiş bir canlı ile aynı denizi paylaşan bu kuklanın akıbetinin lanetli olduğu fikriydi. Denizdeki canlı bir saklı türden ziyade, dünyada ahir zamandan önce nesli çoktan yok olmuş bir tür sürüngen-balık karışımı canlının cinsi İhtiyozor'du.
Görünüş olarak bir timsahı andıran, ancak balık gibi kuyruklu, uzun gagalı ve gagası bir kuşu andıran deniz canlısı idi. İhtiyozorlar daha çok mitolojilere konu olmuş bir canlıdır ve etçillerdir. Boyu 1 metre civarında, yaklaşık 200 tane dişe sahip bu canlının o gün bir av günüydü. Bulanık görünümlü denizde, zaten sayısı azalmış balık ırklarının bulunması zor idi. Engin balıkçı tecrübesi ile İdris ise bu konuda hiç sıkıntı çekmiyordu. Dalgalı yüzey üstünde bir kalabalık sürü ile karşılaşan İhtiyozor, hızlanarak gruba yöneldi. Ancak balık grubunun hiçbir şeye aldırış etmeden denizin içerisindeki ağa yöneldiğinin farkında değildi.
İdris bugün şanslı günündeydi ve balıklardan birkaçını, İhtiyozor dediğimiz canlı gelene kadar tuttu. İhtiyozor, sürüye yaklaşınca 200 dişlik ağzını açtı. Tam o sırada laneti ile nam salmış kukla ağır ağır sürüye doğru düştü. İhtiyozor hışımla etrafta ne var ne yoksa midesine attı. Karambolde midesine giden kuklanın farkında bile değildi.

Galata Köprüsünü geçerek açık denizlere ulaşmayı başarmış, ancak hala kıyıya yakın yüzen İhtiyozor hala karnını doyurma derdindeydi. Gördüğü birkaç balığa daha saldırarak yedi. Az ileride kalabalık bir balık görmüştü. Onlara yöneleceği sırada gözlerine perde inmeye başlamıştı adeta. Hala aç olan midesi sızlamaya başlamıştı. Büyük bir acı çekiyordu. O sıra onu fark eden balık sürüsü etrafa dağılarak kaçtılar. İhtiyozor'un onlara gidecek takati yoktu. Giderek derine batmaya başlıyordu. Bu istemsizce oluyordu. Kendini toplamaya başladı. Biraz yüzdükten sonra artık dayanamayacağını anladı. Pes etmek üzereydi, dermanı da kalmamıştı. Kendine kıyıya doğru sürdü. Kurtulmaya çalışsa da elinden bir şey gelemiyordu. İnci tanesi büyüklüğündeki göz bebekleri giderek büyüyordu. Bir balığın boğulması imkansızdır ama o boğuluyormuş gibi hissediyordu. Daha fazla buna dayanamadı ve kendini kıyıya sürdü. İri vücudu ile karaya çıktığı anda etraftaki börtü böcek ürktü. Upuzun kuyruğunu can çekişircesine sallıyordu. Artık dayanamıyordu, bakışları sabitleşti ve çırpınmaları da yavaşladı. Belirli bir süre geçtikten sonra İhtiyozor öldü. Belki de dünyada hatta daha da zor olanı ile Kıyamet zamanında hayatta kalan, nesli tükenmiş tek canlı olan İhtiyozor'u da kaybetmişti su küre.

Birkaç günün ardından gerek güneş ışınlarının dersini kurutup çürütmesi, gerek böceklerin cesedini yemesiyle İhtiyozor artık fosil olmuştu. Sadece birkaç parçası dışında neredeyse tüm vücudu yok olan İhtiyozor'un, daha önce kalabalık balık grubu ile midesine attığı, lanetli olarak nitelendirilen kukla, sapasağlam midesinden çıkmıştı. Sadece birkaç salya gibi sıvılar vardı üzerinde. Acaba bu onun işi miydi? Yine lanetini devreye sokarak kendini mi kurtardı? Nesli tükendi olarak bilinen bir canlının,
çıkıp onu yemesi ile şimdi gerçekten canlı türünün soyunu mu yok etti? Bunlar bilinemez. Fakat şu an tek bilinen şey, sıcacık güneşin altında karaya vurmuş halde, yerde uzanan kuklanın tekrar karaya dönmesindeki keyif.

Re: Lanetli Kukla 2

Gönderilme zamanı: 04 Ağu 2017 12:29
gönderen SPIEGLEIN
Retaliation yazdı: 01 Haz 2017 17:51 Issız mavi ve derin... Bir kişinin dışında kimsenin üzerinde bulunmadığı hatta kimsenin ahir zamanda içine dalmaya dahi cesaret edemediği dipsiz denizde kim bilir ne tür saklı türler vardı? Büyük bir giz... Son İnsanlığın, zaten Kadim Hidra'nın derin mavilikten gelişinin ardından daha da şüphe ettiği denizde 'Kim bilir daha neler vardır içerisinde?' dediği Haliç. Meteorların gökyüzünden düşerken, yer küreyi mahvettiği kadar su küreyi de mahvettiğini görebilirdiniz. Bir zamanlar berrak deniz, adeta efsunlanmış bir nesnenin lanete dönüştüğü gibi siyaha çalmaya başlamıştı. Meteorların su kürenin zeminine çakılması ile oluşan karbondioksit ve suyun içerisinde bulunan zehirli gazlarla artık büyük bir tehlike haline gelen denizde, kim bilir meteorlar hangi saklı türleri beraberinde getirmişti?

Evvelce su yüzeyine bırakılmış bir kukla, yüzeyden derinliğe doğru yavaşça aşağıya inmekte idi. Kıyamet zamanları hiç alışılagelmemiş bir canlı ile aynı denizi paylaşan bu kuklanın akıbetinin lanetli olduğu fikriydi. Denizdeki canlı bir saklı türden ziyade, dünyada ahir zamandan önce nesli çoktan yok olmuş bir tür sürüngen-balık karışımı canlının cinsi İhtiyozor'du.
Görünüş olarak bir timsahı andıran, ancak balık gibi kuyruklu, uzun gagalı ve gagası bir kuşu andıran deniz canlısı idi. İhtiyozorlar daha çok mitolojilere konu olmuş bir canlıdır ve etçillerdir. Boyu 1 metre civarında, yaklaşık 200 tane dişe sahip bu canlının o gün bir av günüydü. Bulanık görünümlü denizde, zaten sayısı azalmış balık ırklarının bulunması zor idi. Engin balıkçı tecrübesi ile İdris ise bu konuda hiç sıkıntı çekmiyordu. Dalgalı yüzey üstünde bir kalabalık sürü ile karşılaşan İhtiyozor, hızlanarak gruba yöneldi. Ancak balık grubunun hiçbir şeye aldırış etmeden denizin içerisindeki ağa yöneldiğinin farkında değildi.
İdris bugün şanslı günündeydi ve balıklardan birkaçını, İhtiyozor dediğimiz canlı gelene kadar tuttu. İhtiyozor, sürüye yaklaşınca 200 dişlik ağzını açtı. Tam o sırada laneti ile nam salmış kukla ağır ağır sürüye doğru düştü. İhtiyozor hışımla etrafta ne var ne yoksa midesine attı. Karambolde midesine giden kuklanın farkında bile değildi.

Galata Köprüsünü geçerek açık denizlere ulaşmayı başarmış, ancak hala kıyıya yakın yüzen İhtiyozor hala karnını doyurma derdindeydi. Gördüğü birkaç balığa daha saldırarak yedi. Az ileride kalabalık bir balık görmüştü. Onlara yöneleceği sırada gözlerine perde inmeye başlamıştı adeta. Hala aç olan midesi sızlamaya başlamıştı. Büyük bir acı çekiyordu. O sıra onu fark eden balık sürüsü etrafa dağılarak kaçtılar. İhtiyozor'un onlara gidecek takati yoktu. Giderek derine batmaya başlıyordu. Bu istemsizce oluyordu. Kendini toplamaya başladı. Biraz yüzdükten sonra artık dayanamayacağını anladı. Pes etmek üzereydi, dermanı da kalmamıştı. Kendine kıyıya doğru sürdü. Kurtulmaya çalışsa da elinden bir şey gelemiyordu. İnci tanesi büyüklüğündeki göz bebekleri giderek büyüyordu. Bir balığın boğulması imkansızdır ama o boğuluyormuş gibi hissediyordu. Daha fazla buna dayanamadı ve kendini kıyıya sürdü. İri vücudu ile karaya çıktığı anda etraftaki börtü böcek ürktü. Upuzun kuyruğunu can çekişircesine sallıyordu. Artık dayanamıyordu, bakışları sabitleşti ve çırpınmaları da yavaşladı. Belirli bir süre geçtikten sonra İhtiyozor öldü. Belki de dünyada hatta daha da zor olanı ile Kıyamet zamanında hayatta kalan, nesli tükenmiş tek canlı olan İhtiyozor'u da kaybetmişti su küre.

Birkaç günün ardından gerek güneş ışınlarının dersini kurutup çürütmesi, gerek böceklerin cesedini yemesiyle İhtiyozor artık fosil olmuştu. Sadece birkaç parçası dışında neredeyse tüm vücudu yok olan İhtiyozor'un, daha önce kalabalık balık grubu ile midesine attığı, lanetli olarak nitelendirilen kukla, sapasağlam midesinden çıkmıştı. Sadece birkaç salya gibi sıvılar vardı üzerinde. Acaba bu onun işi miydi? Yine lanetini devreye sokarak kendini mi kurtardı? Nesli tükendi olarak bilinen bir canlının,
çıkıp onu yemesi ile şimdi gerçekten canlı türünün soyunu mu yok etti? Bunlar bilinemez. Fakat şu an tek bilinen şey, sıcacık güneşin altında karaya vurmuş halde, yerde uzanan kuklanın tekrar karaya dönmesindeki keyif.
:heart_eyes: :heart_eyes: :heart_eyes:

Re: Lanetli Kukla 2

Gönderilme zamanı: 10 Ağu 2017 16:25
gönderen XxPEERLESSxX
Retaliation yazdı: 01 Haz 2017 17:51 Issız mavi ve derin... Bir kişinin dışında kimsenin üzerinde bulunmadığı hatta kimsenin ahir zamanda içine dalmaya dahi cesaret edemediği dipsiz denizde kim bilir ne tür saklı türler vardı? Büyük bir giz... Son İnsanlığın, zaten Kadim Hidra'nın derin mavilikten gelişinin ardından daha da şüphe ettiği denizde 'Kim bilir daha neler vardır içerisinde?' dediği Haliç. Meteorların gökyüzünden düşerken, yer küreyi mahvettiği kadar su küreyi de mahvettiğini görebilirdiniz. Bir zamanlar berrak deniz, adeta efsunlanmış bir nesnenin lanete dönüştüğü gibi siyaha çalmaya başlamıştı. Meteorların su kürenin zeminine çakılması ile oluşan karbondioksit ve suyun içerisinde bulunan zehirli gazlarla artık büyük bir tehlike haline gelen denizde, kim bilir meteorlar hangi saklı türleri beraberinde getirmişti?

Evvelce su yüzeyine bırakılmış bir kukla, yüzeyden derinliğe doğru yavaşça aşağıya inmekte idi. Kıyamet zamanları hiç alışılagelmemiş bir canlı ile aynı denizi paylaşan bu kuklanın akıbetinin lanetli olduğu fikriydi. Denizdeki canlı bir saklı türden ziyade, dünyada ahir zamandan önce nesli çoktan yok olmuş bir tür sürüngen-balık karışımı canlının cinsi İhtiyozor'du.
Görünüş olarak bir timsahı andıran, ancak balık gibi kuyruklu, uzun gagalı ve gagası bir kuşu andıran deniz canlısı idi. İhtiyozorlar daha çok mitolojilere konu olmuş bir canlıdır ve etçillerdir. Boyu 1 metre civarında, yaklaşık 200 tane dişe sahip bu canlının o gün bir av günüydü. Bulanık görünümlü denizde, zaten sayısı azalmış balık ırklarının bulunması zor idi. Engin balıkçı tecrübesi ile İdris ise bu konuda hiç sıkıntı çekmiyordu. Dalgalı yüzey üstünde bir kalabalık sürü ile karşılaşan İhtiyozor, hızlanarak gruba yöneldi. Ancak balık grubunun hiçbir şeye aldırış etmeden denizin içerisindeki ağa yöneldiğinin farkında değildi.
İdris bugün şanslı günündeydi ve balıklardan birkaçını, İhtiyozor dediğimiz canlı gelene kadar tuttu. İhtiyozor, sürüye yaklaşınca 200 dişlik ağzını açtı. Tam o sırada laneti ile nam salmış kukla ağır ağır sürüye doğru düştü. İhtiyozor hışımla etrafta ne var ne yoksa midesine attı. Karambolde midesine giden kuklanın farkında bile değildi.

Galata Köprüsünü geçerek açık denizlere ulaşmayı başarmış, ancak hala kıyıya yakın yüzen İhtiyozor hala karnını doyurma derdindeydi. Gördüğü birkaç balığa daha saldırarak yedi. Az ileride kalabalık bir balık görmüştü. Onlara yöneleceği sırada gözlerine perde inmeye başlamıştı adeta. Hala aç olan midesi sızlamaya başlamıştı. Büyük bir acı çekiyordu. O sıra onu fark eden balık sürüsü etrafa dağılarak kaçtılar. İhtiyozor'un onlara gidecek takati yoktu. Giderek derine batmaya başlıyordu. Bu istemsizce oluyordu. Kendini toplamaya başladı. Biraz yüzdükten sonra artık dayanamayacağını anladı. Pes etmek üzereydi, dermanı da kalmamıştı. Kendine kıyıya doğru sürdü. Kurtulmaya çalışsa da elinden bir şey gelemiyordu. İnci tanesi büyüklüğündeki göz bebekleri giderek büyüyordu. Bir balığın boğulması imkansızdır ama o boğuluyormuş gibi hissediyordu. Daha fazla buna dayanamadı ve kendini kıyıya sürdü. İri vücudu ile karaya çıktığı anda etraftaki börtü böcek ürktü. Upuzun kuyruğunu can çekişircesine sallıyordu. Artık dayanamıyordu, bakışları sabitleşti ve çırpınmaları da yavaşladı. Belirli bir süre geçtikten sonra İhtiyozor öldü. Belki de dünyada hatta daha da zor olanı ile Kıyamet zamanında hayatta kalan, nesli tükenmiş tek canlı olan İhtiyozor'u da kaybetmişti su küre.

Birkaç günün ardından gerek güneş ışınlarının dersini kurutup çürütmesi, gerek böceklerin cesedini yemesiyle İhtiyozor artık fosil olmuştu. Sadece birkaç parçası dışında neredeyse tüm vücudu yok olan İhtiyozor'un, daha önce kalabalık balık grubu ile midesine attığı, lanetli olarak nitelendirilen kukla, sapasağlam midesinden çıkmıştı. Sadece birkaç salya gibi sıvılar vardı üzerinde. Acaba bu onun işi miydi? Yine lanetini devreye sokarak kendini mi kurtardı? Nesli tükendi olarak bilinen bir canlının,
çıkıp onu yemesi ile şimdi gerçekten canlı türünün soyunu mu yok etti? Bunlar bilinemez. Fakat şu an tek bilinen şey, sıcacık güneşin altında karaya vurmuş halde, yerde uzanan kuklanın tekrar karaya dönmesindeki keyif.
:pray:

Re: Lanetli Kukla 2

Gönderilme zamanı: 02 Eki 2017 00:25
gönderen Auril
guzell

Re: Lanetli Kukla 2

Gönderilme zamanı: 02 Eki 2017 09:58
gönderen Retaliation
Auril yazdı: 02 Eki 2017 00:25guzell
Teşekkürler. :)

Re: Lanetli Kukla 2

Gönderilme zamanı: 02 Eki 2017 19:11
gönderen Auril
Retaliation yazdı: 02 Eki 2017 09:58
Auril yazdı: 02 Eki 2017 00:25guzell
Teşekkürler. :)
devamını bekliyoruz hadi hadi :)

Re: Lanetli Kukla 2

Gönderilme zamanı: 02 Eki 2017 20:35
gönderen Retaliation
Auril yazdı: 02 Eki 2017 19:11
Retaliation yazdı: 02 Eki 2017 09:58
Auril yazdı: 02 Eki 2017 00:25guzell
Teşekkürler. :)
devamını bekliyoruz hadi hadi :)
Bakalım ne olacak akıbeti. :)

Re: Lanetli Kukla 2

Gönderilme zamanı: 06 Eki 2017 17:10
gönderen 92Gner
Güzel buda güzel 😊

Re: Lanetli Kukla 2

Gönderilme zamanı: 07 Eki 2017 14:32
gönderen Retaliation
92Gner yazdı: 06 Eki 2017 17:10 Güzel buda güzel 😊
Teşekkürler. :)

Re: Lanetli Kukla 2

Gönderilme zamanı: 05 Şub 2018 11:19
gönderen Plafect00
Böyle bitmesin. :(